1.Derece İhsan

Altıncı bâbı sülûkun vadileri diye isimlendirmemizin sebebi, her dereceyi bir vadi olarak kabul ettiğimizdendir. Ve bu vadiler kutsal birer vadidirler. Bu vadilerin herbirini geçenler Allah'ın nuruyla nûrlanırlar. Bu vadide muhaliflerden çoğu helak olmuştur. Bu vadilerden birincisi ihsan vâdisidir. İhsan, lügatte iyilik ve güzel mânâsına gelir. Ama şeriatte ve târikatte, Allah'ı görüyormuşçasına yapılan ibâdete denir. Nitekim Buhâri ve Müslim'de yer alan bir sahih hadiste, Ömer ibnü'l-Hattâb şöyle rivayet etmiştir. Bir gün Cibril lasl Sahâbî-den Bişr hazretlerinin suretine girerek Resûlullah'a geldi ve ihsan ve imanı sordu. Hz. Peygamberim cevaben şöyle buyurdular: "İhsan, Allah'ı görüyormuşçasına ibadet etmendir. Çünkü sen onu görmesen bile o seni görüyor." Bu hadis-i şerifte, ihlasa müşahedeye ve muameleye işaret vardır. İhlası sağlamanın yolu, Allah'ı görüyormuşçasına ibadet etmektir. İhsanın karşılığı ise, "İyiliğin karşılığı ancak iyilikledir" (Rahman, 60) âyeti kerimesinde olduğu gibi iyilikledir. Onun muktezası ise, Rahman'ın rızâsıdır.

Salike lazım olan yalnızca ibadette değil bütün herşeyde ihsan sahibi olmasıdır. Nitekim, Sahih-i Müslim'de geçen bir hadis ki, Şeddâd ibn-i Evs tarafından rivayet edilmiştir. Resûlullah(sav) şöyle buyurmuştur: "Allah u Teâlâ herşeyde iyiliği (ihsanı) emretmiştir. Sizden biriniz öldürürken en güzel ve acısız şekliyle öldürsün. Veya bir hayvan boğazlarsa en güzel bir şekilde boğazlasın." Bundan anlaşılan o ki herşeyde ihsan sahibi olmak müstehaptır. Niyetin ihsanı hâlis olmasıdır. Vaktin ihsanı Allah için geçirilmesidir. Hâlin ihsanı Hakk'ın şer-i şerifini uygulamaktır. Ve daima Allah'ı müşahede etmektir. Herşeyin iyisini Allah bilir.