1.Derece Niyet (Kast)

Allah (c.c.) bir âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor: "Kim ki evinden Allah ve Resulüne muhacir olma niyetiyle çıksa ve sonra da ona ölüm isabet etse, onun ecri Allah'ın üzerinedir." Yani onun ecrini Allah u Teâlâ elbette zayi etmeyecektir. Aksine maksadına vasıl olduğu andaki ecrini verecektir. Bu âyetin te'vilinde Kâşânî şöyle söylüyor:

"Bir kimse hâne-i beşeriyetten ve beyt-i tabiîyyeden çıkıp Hz. İlâhîye ve Hakikat-i Mahmûdîye hicret ederek ulaşmaya çalışırsa o kimse daha işin başındayken vefat ederse onun ecrini Allah verecektir. Çünkü onun niyyeti hâlistir. Âşıkların Allah katındaki ücreti, Allah'a vuslattır. Cenab-ı Allah[cc] onlara vuslatını ihsan ederek onları mükâfatlandırır. Kast, lügatte, birşeye yönelmektir. Ama meşayihimizin ıstılahında kast, Hakk'ın rızası için herşeyden mücerred olmaya yani bir nevi soyutlanmaya kastetmek, azmetmektir. Şeyhü'l-islâm hazretleri bu mânâya muvafık olarak, "Allah için herşeyden tecrid olmaya azmetmektir" buyurdu.

Talebden hâlî olan o gönül daima sıkıntı ve güçlükle dolu olur.

Dostun arzusunu taşımayan o başta beyin arama.

Çünkü o sırf deriden başka birşey değildir.

Onu kastetmeyen cana, cansız bir ölü olduğunu söyle.

Mücerredân-ı tarikat, pâkizân-ı hakikât olan kimseler, ta maksutlarına erişinceye kadar, dünya ve ukbâya ait mertebelerden ve makamât-ı sûrî ve manevîden nasibini alıp vuslat-ı Hakk'a erişirler.

Mert olanlar, talep ve intizarla her an yüz cân saçmalıdır.

Ne bir an için talepten geri kalmalıdır

ne de bir an huzurlu olmalıdır.

Eğer bir zaman talep etmezse,

bu yolda edepsiz bir mürted olur.