3.Derece İrade ve Mürid

Allah u Teâlâ bir âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor: "Sizden kiminiz dünyayı ister, kiminizse ahireti". Bu âyet-i kerime Şiblî hazretlerinin yanında okunur okunmaz birden cûşa gelerek ellerini o neş'eyle birbirine çarptı ve "Peki sizden biri bunlarla beraber Mevlâsını da ister mi?" diye sordu çevresindekilere...

Bu âyet-i kerimeden ve Şiblî hazretlerinin sözünden anlaşıldığına göre, mürid (murad eden, isteyen) üç kısma ayrılır. Birincisi, mürid-i dünya, ikincisi mürid-i ukbâ, üçüncüsü ise mürid-i mevlâdır.

Şiblî hazretlerine mürid-i Mevlânın ne olduğunu sordular. Şiblî hazretleri cevaben: "Bir kimse ki konuşması Hüdâya olup sustuğu anda da kalbiyle Hüdâyı ararsa mürid-i mevlâ olur." dedi.

Dünya talipleri mal, mülk ve makam isterler

Ahiret talipleri huri ve nimetleri dilerler

Hakk'ı aramak için yollara düşenler de gerçekten

bu dergahın mukarribleridir.

Şeyh hazretleri Fütûhât'ında şöyle buyuruyor:

"Mürid, lafız olarak ehlullah ve muhakkikler katında mâsivâdan kopup Allah'a bağlanan kimse demektir. Bu kimse aynı zamanda Cenâb-ı Allah'a müessir olan ve Allah'ın rızasına, muhabbetine erişen kimse demektir. Bu kimse nefsânî isteklerinden tecrîd olan kimsedir. Mürid irâdesini ve herşeyini Allah'a bırakmış kimsedir. O konuştuğu zaman Allah'ın lisanıyla konuşur, Allah'ın bakış hassasiyetiyle bakar, herşeyde, heryerde onu müşahede eder."

Şeyh hazretleri şöyle buyurmuşlardır: "Mürid demek, kendi iradesini Hakk'ın iradesine teslim eden kimse demektir." Mürid'in irâdesini beyan etmedeki en kuvvetli ve müessir ifadesi şudur: "Ey Rabbim! Mürid sensin, murad sensin ve sende fenayım ben" Müridin Hakk'a hitabı budur