4.Derece Murad Mertebesinde Olanların Sanı

Şeyh hazretleri Fütûhât'ında şöyle buyurdu:

"Ey sâlikler şunu iyi biliniz ki, murad demek, iradesiyle cezbeye girmiş olan velî demektir."

Bu kimseler bütün dereceleri meşakkatsiz olarak geçerler ve cezbe halinin verdiği halâvetle maksudunu bulurlar. Duymuş oldukları lezzet sayesinde riyazetin verdiği elemi duymazlar.

Şeyh hazretleri misal vererek izahına devam ediyor: "Bu mevzular hakkında fikir beyan edenler, ekseriya müridle murâd arasında pek fark görmemişler ve asıl itibar edilecek mânâyı farkedememişlerdir. Eğer müridin murâd etmesini Allah istemeyeydi ve onun irâde etmesine müsâde etmeseydi o mürid asla sâlik olamazdı. Zira Allah'ın irâdesi dışında mevcudata ait hiçbir hâdise husule gelmez. Mürid bu mânâya göre muradın kendisi olur. Lakin Meşayih-i Kiram bunu farkederek şöyle buyurmuşlardır: "Mürid demek, sırr-ı keşfi ve sülûk-u cezbeyi kazanmaya çalışan kimse demektir. Murâd bunun aksidir". Meşayih murâd makamında olanları, mürid makamında olanlara tercih etmişlerdir. Murâd, makam olarak hususiyet ifade eder.

Bu mevzua muvafık olması bakımında şu hadis-i şerifi zikredelim: Resûlullah efendimiz şöyle buyurdular: "Allah'ın seçmiş olduğu kulları vardır ki, onlara kendi nurunu giydirmiştir." Bu nur hem cismanî hem de ruhanîdir. Zira bu kimseler vechelerindeki nur ile hemen belli olurlar. Nur'un ruhanî fadesi ve giydirilmesi ise, bu kimselerin yine Allah u Teâlâ tarafından hidayete erdirilip küfrün karanlığından aydınlığa kavuşturulmuş olmalarına binâendir. Böylece bu kimseler muhabbet makamına ererler. Ve Allah bunları kendi ilmiyle terbiye ve muhafaza buyurmuştur. Bunlar afiyettedirler. Allah u Teala bunları ma'siyete müptela olmaktan muhafaza eder. Ve bu hal üzere canlarını alır.

Allah herşeyin en iyisini bilendir.