ALLAH BENİ AŞK ŞARABINDAN YARATMIŞTIR

Benim mezarımın toprağından buğday biter de sen o buğdaydan ekmek yaparsan, onu yiyince sarhoşluğun artar!
O buğdayın hamuru da deli olur, o ekmeği yapan da! O ekmeği pişiren tandır da yanarken aşka gelir de, sarhoşça beyitler söyler!
Eğer sen, benim mezarımı ziyarete gelirsen, üstümdeki toprak yığınının neşe ile oynadığını görürsün!
Kardeşim; benim mezarıma sakın defsiz gelme!
Çünkü, Allah’ı sevenlere, O’nun huzurunda olanlara dertli olmak, kederli olmak yaraşmaz!
Çenemi bağlamışlar; mezarda yatıp uyumuş gibiyim ama, ağzım sevgilinin lutf ettiği mezeleri çiğnemededir!
Kefenimden bir parçacık yırtar da göğsüne bağlarsan, canından sarhoşluğa bir kapı açılır da, her yandan Hakk sarhoşlarının çalıp çağırmasını duyarsın; işin iş olur! Sana, her işten mutlaka uğurlu, hayırlı başka bir iş doğar!
Allah, beni aşk şarabından yaratmıştır; ölsem de, çürüsem de ben, yine o aşkım!
Ben, Hakk sevgisinin şarabıyla öyle kendimden geçmişim, öyle bir mest haldeyim ki, zaten benim aslım aşk şarabıdır!
Söyle bakalım; şaraptan sarhoşluktan başka ne doğar?
Ruhum beni terk eder, Tebrizli Şemseddin’in ruhunun bulunduğu burca gider de, artık bir daha geri gelmez!