ALLAH ÖLÜMÜ EBEDİ ÖMÜR PEYGAMBERİ YAPMIŞ

Başını kaldır da bak! Haydi zevk ve safa meclisine varalım. Bedensiz can gibi bir an olsun zevk ve safanın kucağına kavuşalım. Onunla kucaklaşalım.
Ben ölümden ebedi zevke, ebedi ömre ulaşacağımı haber aldım. Cenab-ı Hakk’ın lutfuna bakınız ki, ölümü ebedi ömür peygamberi yapmış, onunla ölümsüzlüğü müjdeliyor.
Varlığımızın göbeğini ebedi zevk ve safa ile kestiler. Biz zevk ve safa anasından bayram günü doğduk.
İnsanların peşinde koştukları zevk ve safa nedir, diye bana sor, söyleyeyim:
‘Zevk ve safa şu dünyadaki zevk safayı terk etmektir. Aslında şu dünyada çekici, hoş bir şekle bürünerek karşımıza çıkan zevk ve safa, gelecek zevkin, gelecek safanın kapısının ancak dış halkasıdır.’
Ötelerde şu gördüğümüz hayat perdesinin ardında temiz ruhlar zevk ve safadadır.
Nefsani isteklere kapılarak şu dünyada arzu ettiğimiz zevk ve safa, onların zevk ve safalarının gölgeleridir.
Aklını başını al da, altına benzeyen varlığını gerçek, ebedi zevk ve safaya ver, gama, kedere verme! Manevi zevk ve safaya layık olmayan altının toprak başına olsun!
Dur! Şu gök neden dönüp duruyor, sana söyleyeyim: Onu zevk, safa yıldızının parıltısı döndürüyor.
Dur! Deniz neden dalgalanıyor, köpürüyor, coşuyor, sana söyleyeyim: Onu zevk ve safa incisinin nuru oynatıyor da ondan!
Şu yeryüzü, toprak neden huriler, gılmanlar doğuruyor, sana söyleyeyim: Ona zevk ve safa anberinden kopup gelen rüzgar cennet kokuları verdi de ondan!
Dur, dur! Rüzgar neden eser, eser gelir geçer sana söyleyeyim: Zevk ve safa defterine yaprak yaprak, fakat çabucak gelmeni ister de ondan!
Dur! Gece neden siyah perdeler geriyor, sana söyleyeyim: Ötelerde düğün var, dernek var! Zevk ve safa çarşafına sarıl da düğüne gel, demek ister de ondan!
Sana beşinde, dördün de, yedinin de sırrını söylerdim ama, zevk ve safa tavlasında bir iki oyunla yenildim de bu yüzden söyleyemiyorum, susuyorum.