ALLAHIM GİZLEYEYİM DESEM BUNA İMKAN YOK

Ey benim güzelim! Ben, Sen’in aşkına kapılmış, havana uymuş bir aşığınım!

Sen’in aşkın, sanki bir denizdir; canım da, o denizde bulunan bir balıktır! Sen, bir an benden yüz çevirirsen, bir an Sen’i görmezsem, balığa benzeyen canım ölür gider!

Balıklar, sudan dışarıda kalınca bir an bile yaşayamazlar, ölür giderler! Aşıklar da, sevgililerinin ayrılığına sabredemezler!

Balığın canı sudur; balık cansız, yani su olmadan yaşayabilir mi? Bir insan da, cana sabredemezse, canın canına nasıl sabredebilir?

Sen olmayınca bana, dünya da, ahiret de zindandır! Sen benden ayrıldığın zaman, ab-ı hayat bile içsem beni diriltmez!

Şu dünya puthanesi, Sen’in yaptığın resimlerle, yarattığın şekillerle dolu!

Fakat, hiç biri Sen’in yerini tutmuyor! Şekil nerede, nişan, iz nerede, şekilsiz, nişansız olan nerede?

Gönlümün kanının damlasını, adeta bir dünya haline getirdin! Öyle şaşırdım ki, damla ile dünyayı ayırt edemiyorum!

Ağzıma elinle sunduğun kadehi içince öyle mest oldum ki, kadeh ile ağzımı ayırt edemiyorum!

Ben kim oluyorum? Yeryüzünden göklere kadar her yer Hakk aşıkları ile dolu! Onlar, Sen’in şarabınla öyle mest olmuşlar ki, yerle göğü fark edemiyorlar!

Benim gibi yüzlerce çoban, koyunlarını kurda ısmarlamış! Kime ne diyeyim; ‘Koyunları ne yaptın?’ diye kime sorayım; çoban nerede?

Söyleyeyim desem, söze gelmiyorsun; gizleyeyim desem, buna imkan yok! Muhakkak ki, çok büyük olduğun için ne dünyaya sığıyorsun, ne de giz alemine!

Ben Hakk aşığı olduğum için şu dünyada gizliyi sezersem, tanırsam, bilirsem, durumu açığa vuramadığım için bana ‘aşk mümini’ deme, ‘kafir’ de!