AŞKININ ATEŞİ BENİM BÜTÜN SABRIMI, KARARIMI YAKTI.

Gönlümün derdinden neler çektiğimi gördün ya, gel ey güzel sevgilim! Tez gel, tez gel! Tez gel!
Sermayem, kazancım giderse gitsin, korkmuyorum. Yeter ki sen kal, sen gitme! Çünkü sen benim ömrümsün, hayatımsın. Her kazancın sermayesi sensin,. Gel, gel, sensiz ben ne yaparım?
Ey canımın canı! Ey gönlümün dostu! Senin yüzünü görmeden evvelce ben sabırlı bir kişiydim. Senin aşkının ateşi benim bütün sabrımı, kararımı yaktı. Gel sevgili gel! Sensiz ben yaşayamam, gel!
Benden ayrılmak ve uzaklara gitmekle düşmanı sevindirmek istiyorsan, bana karşı olan soğuk davranışlarında düşman sevindi , için rahat etsin! Artık uzaklara gitmeye gerek yok. Boş yere beni üzme, gel!
Sen her ne kadar hissiz, taş yürekli isen de bu davranışların bana karşıdır. Sen iki cihanın da çok değerli bir incisisin. Taşın içinden fışkırıp çıkan rahmet suyu gibi gel!
Canın ve gönlün iniltilerine senden başka mahrem yoktur. Benim gönlüm bir dağ gibidir. Haydi sen bu dağa bir Davud(a.s.) gibi, bunu seslendir.
Ey Tebrizli Şems!
Ayrılık ezelden gelen bir kaza ve kaderdir. ‘Alın yazımız böyleymiş.’deme! Sen öyle bir hükmü istiyorsan, o oldu demektir. Haydi sen bir kaza ve kader olarak gel!