BANA AZ GAM VERDİĞİN ZAMAN GÖNLÜM DARALIR

Bana az gam verdiğin zaman gönlüm daralır, mahzun olurum. Derdi, gamı başımdan aşağı dökersen bana çok gam vermek, çok ızdırap çektirmek lutfunda bulunduğunuz için utanırım. İyiliğinize karşı mahcup olurum.
Sen verdiğin için, senden geldiği için ben gamı çok seviyorum, daha çok gamlanmak istiyorum. Fakat gamın kıskanıyor da, bana daha çok gam gelmesine müsaade etmiyor. Sevdan da beni bırakmıyor ki, bedenimin aslına döneyim, balçık haline geleyim.
Yalnız ben değil, senin gamını herkes sever. Çünkü bütün dünyanın cezalarını senin gamın diri tutar. Fakat ben senin verdiğin gamı başkaları ile paylaşmak istemiyorum. Senin bütün gamını tek başıma çekmek istiyorum.
Karşıma çok acayip, şaşılacak derecede acı bir dert çıkarırsın; bu yeni gelen büyük dert, eski derdime deva olur. Beni ızdıraptan kurtarır, gam yollarından bir acayip toz kaldırırsın ki, o toz benim gözlerime sürme olur.
Senin verdiğin hastalık, başka bir hastalığın gelmesine yol vermez; hazinen, benim fakir olmama izin vermez.
Sabahın, bir mum yakmama müsaade etmez. Apaçık meydanda oluşan delil getirmeme yer vermez.
Önüme gelen bir hayal, fani bir güzel, gerçek sevgiliye perde olur. Gerçek sevgilinin hayalini örter. Bana örtü olan o hayalin kanını dökmek helaldir.
Senin aşkınla ben iki dünyanın da hayalini yakar, yandırırım. Ben bir mum gibi yanarsam bu iki pervane de benim alevimle yanar.