BEN AŞKIN ÇOCUĞUYUM

Seher vakti herkes uykudayken, mutluluk geldi, beni üç defa öptü. Allah’ın lütfuna ve inayetine erdim. Bu seher vakti kutlu olsun, mübarek olsun!
Ey gönül, hatırında mı? Dün gece rüyada ne görmüştün? Ne görmüştün ki, bu seher vakti mutluluk geldi, bana bir kapı açtı.
Yoksa rüyada şunu mu görmüştün: Ay göklerden yeryüzüne inmiş gelmiş, beni almış, yücelere, gökyüzünün üstüne çıkarıp bırakmış…
Gönlü, onun yolunda, onun ayaklarının altına harap, perişan bir halde yıkılmış gördüm. İşte şu an başıma bu mutluluk geldi.
‘Ben çok mutluyum, ben çok mutluyum!’ diye şarkı söylemekteyim.
Aşk ile gönlümün arasında çok hadiseler var. Çok işler var. Şimdi azar azar onların hepsi de hatırıma geldi.
Zahirde aşk benden doğmuş görünüyorsa da, sen buna inanma, işin hakikati şöyle ki:
Aşk benden doğmadı, aşk beni doğurdu. Ben aşkın çocuğuyum.
Ey sıfatları açıkta olan, görünen, zatı can gibi gizli olan Allah’ım!
Senin zatına yemin ederim ki, benim bütün dileğim, arzum, bütün isteğim, ancak sensin, ben seni seviyorum, seni istiyorum, başkasını değil!
Senden daima, bana gizli iltifatlar, gizli öpücükler gelmede, fakat ben, et ve kemikten bir yığın olan şu beden perdesinin ötesindeyim. Beni kim öpüyor, kendini bana kim öptürüyor? Bu halleri göremiyorum, bilemiyorum.
Allah’ım bana acımaktan vazgeçme, yoksa, yokluğa düşerim de; ‘Aman bana yardım edin, fena haldeyim!’ diye feryada başlarım.
Fakat, sevgilim, bana lutuflarda bulunmasa, öpücük vermese de, bana hakaret etse de, sevse de şikayetçi değilim. Ben yine memnunum, yine hoşum, mutluyum. Efendim ile benim aramda hadiseler var. Beni öper de, söver de, kim ne karışır?... Kime ne?