BEN GÖNLÜMÜ DE CANIMI DA KEDERİN GAMIN ÖNÜNE ATMIŞIM

Ayrılık gamınla inleyerek, sızlanarak ağlayıp durmadayım! Ama sen, benim çektiğim ızdırabı çekme; sen, şad ol!
Bana gamlar, kederler verdiğin için sana darılmadım; yine de seni bekliyorum; sen, şad ol, neşeli ol!
Sen, beni aşk oku ile yaralanmış perişan bir halde görsen, tatlı bir bakışla bana bakarsın ve acımak şöyle dursun, çektiğim ızdıraptan hoşlanırsın!
Zaten ben gönlümü de, canımı da gamın, kederin önüne atmışım; yeter ki sen şad ol, neşeli ol!
Sen, benim gönlümün gamlı oluşuna sevinirsin; cefa çektirmekte eşsiz bir ustasın!
Ben, neşe ile bir nefes almasam bile, sen şad ol, neşeli ol!
Ey güzel varlık! Sen, güzelliğine yakışmayan davranışlara girişiyorsun; hançer gibi, bu zavallı kulunun kanına susamışsın! Zararı yok; ben kanlı gözyaşları dökmeye razıyım; sen şad ol, neşeli ol!
Beni biraz neşeli görsen, canın sıkılır, bana kızarsın; gönlün, kinle ve nefretle dolu!
Bense, bu davranışlarına hiç aldırmam, sana darılmam; sen şad ol, neşeli ol!
Bana verdiğin gamlardan, çektirdiğin ızdıraplardan öyle mutluyum ki, kendimi padişah gibi görüyorum! Senin yüzünden tahta kavuştum, mevki sahibi oldum!
Ben, bütün bu hallere aldırmıyorum; sadece, senin gönlünü gözetmedeyim!
‘Allah onu korusun!’ diye niyazdayım! Ben, bu karardayım; sen, benim acılarıma bakma! Yeter ki, sen şad ol, neşeli ol!
Zamanımızın canısın, bizim hayatımızsın; bizi yaşatan sensin! Verdiğin acılara rağmen, gönlümüzde taht kurmuşsun! Çektirdiklerine bir takım bahaneler buluyorsun!
Ben, kenara çekildim; bir şeye karışmıyorum, hiçbir şikayetim yok! Yeter ki, sen şad ol, neşeli ol!
Sevgilim; ben, kendimle uğraşmadayım! Çünkü, beden ile nefis ölmedikçe, ne gönül, ne de can günahlardan arınamaz! Benim bütüm gücüm, içimi manen temizleyerek günahlardan kurtulmaya çalışmamdır; sen, beni kendi halime bırak; sen şad ol, neşeli ol!