BEN SÖZÜ AŞKLA SÖYLÜYORUM

O yokluktadır, O yokluktadır, O yokluktan doğandır, O yokluktadır. O her şeyi bilir.
O latiftir, O latiftir, O emirdir, emirdir. O mülk sahibi bir emirdir.
O sığınaktır, O sığınaktır. O her günahkarın, her suçlunun sığınağıdır. O ışıktır, O ışıktır. O eşi benzeri olmayan bir ışıktır.
O sakinliktir, O sakinliktir. O her deliliği teskin eder. O cihandır. O pek tatlı bir cihandır.
Sen sırrını O’na söyleyince O bütün aleme söyler. Gizlesen de bil ki, O her gönülde olan sırrı bilir.
Herkes seni terk etse, O seni yalnız bırakmaz. Gel de şu devlet gölgesine gir! O kaçınılmaya imkan bulunmayan bir padişahtır.
Sen O’nun harmanına git, O seni canlandırır, yetiştirir, geliştirir. Ey can! Sen O’nun eteğinin altına sığın! O kılıcı da, oku da sana değdirmez.
O ne buyursa; ‘Duyduk, itaat ettik.’ de! Neden korkuyorsan, O’ndan seni ancak O kurtarır, O kurtarır.
Küfür olsun, günah olsun, isterse kapkara şeytan olsun, bütün bunlar O’nun güneşinin ışığında aydınlık veren dolunay olurlar.
Ben sözü aşkla söylüyorum. Çünkü dersi aşktan alıyorum. Ben canımı O’nun önüne koyuyorum. O’na peşkeş çekiyorum. O pek az şey kabul eder. Her şeyi kabul etmez.
Benim perde arkasında bir putum var. Bu dünya putu pek güzeldir. Ama o ölü bir puttur. Onu diri sanarak bağrına basma! Çünkü o soğuktur, zemheridir.
O şık, süslü elbiseler giymiştir. Yüzlerce hileler düşünmektedir. Genç görünmeye çalışıyor ama o binlerce eşten arta kalan kart bir varlıktır.
Gönlüm coştu, yüzlerce kaynak akıtmak istiyor ama dünya putu yolumu kesti. O yol kesmesini pek iyi bilir.