BENİ SEVGİLİME KAVUŞTUR ONDAN SONRA GÖNLÜMÜ KIR

Beni ne zamana kadar ayrılık acısı ile inciteceksin, kıracaksın, benim feryadımı duymuyor musun?
Ayrılık elin elimi kırdı. Beni içten güçten etti. Beni ne vakte kadar kıracağını, perişan edeceğini bir bilseydim!
Ey ayrılık şişesi ile oynayıp duran sevgili; dikkat et, taşlık bir yere geldin. Sırça gönlüm daraldı, aman aklını başına al; onu düşürüp kırmayasın.
Bu taşlı ayrılık yolundan çabucak ayrılalım da buluşma bahçesine gidelim. Bu taşlı yolu bırakmazsan beni muhakkak kırarsın.
Ayrılık yüzünden kanım içimde dondu, nar tanelerine döndü. Narı kırdığın zaman kanı işte böyle akar.
Allah’ım, hasretlerle, acılarla dolu gönlümü kırmayı takdir buyurdunsa bana, bari o vefasız sevgilinin yüzünü göster, beni ona kavuştur da ondan sonra kır, dök.
Ey herkesin kendisine kul köle olduğu Şemseddin!
Sen görüş aleminde padişahlar padişahısın. Bir bakışla yüzlerce gönül alanı kırar, dökersin.