BİZ DERTLERE DERMANIZ ÇARESİZLERE ÇAREYİZ

Biz kıtlık içinde kalmış susuzlarız, çok nimetler görmüş, çok yemekler yemiş kişileriz. Çaresiz değiliz, dertlere dermanız, çaresizlere çareyiz.

Mecliste şaraba banzeriz, neşe dağıtırız, gamlılara neşe bağışlarız. Savaşta Hz. Ali’nin Zülfikar’ıyız. Şükretmede sanki kaynağız, sabretmede mermer kaya gibiyiz.

Biz rüşvet padişahı değiliz. Biz paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız.

Bizden sır saklama, biz senin gönlündeyiz. Her şeyi biliyoruz. Bizden gönlünü çekip alma, gönlün bizim elimizdedir!

Bizim saman altında kalmış gizli, uçsuz bucaksız bir deniziz. Yahut da göklerde parlayan güneşiz.

Mest bir halde aşk evinin damı kenarında durduğumuza bakma! Dam da bilir ki, bizim kıyımız kenarımız yoktur.

Ay ışığı dam kenarına vurmaktan hiç korkar mı? Peki biz neden gam yiyelim? Biz üstün bir varlığız, göklerde dolaşan aya binmişiz.

Biz Ahmed (s.a.v)’in tevhid müjdesini vermedeyiz. Hz. İsa gibi çocukken beşikte konuşuruz. Bütün bunlara rağmen, biz artık konuşmayalım, susalım.