ÇENG NİÇİN AĞLAYIP İNLİYOR

Ey perdeler perdesi, ey gizliden de gizli olan güzel varlık! Bir bak da, gör; bize neler ettin, neler!.. Gönlü de aldın götürdün, canı da; burada hiçbir şey bırakmadın!
Ey hevesleri, istekleri alıp götüren; ey gönül kuşlarının kafeslerini kırıp döken güzel!
Haberin var mı; gönül kuşumuzu da yaraladın! Sonra da, hiçbir şey yapmamış gibi, göklere doğru uçup gitmeyi düşündün!
Uçup gitmeye de kalksan, bize eza ve cefa etmeyi de tasarlasan, biz bir şey yapamayız! Nasıl cesaret eder de sana; ‘Dostum; bize neler ettin?’ diyebiliriz?
O yanıp yakılan mum, neden sessizce ağlıyor? Neden ağladığını, sana söyleyeyim: Sen, sıkıntılar verdin, kahrettin; onu, balından ayırdın! Sonra da mum haline getirdin, onun içine ateş düşürdün; onu yakıyorsun! O ağlamasın da kim ağlasın?
Ya o çeng neden durmadan ağlayıp inliyor? Dur; sebebini sana söyleyeyim: Senden ayrı düştüğü için! Onun boyu, bu kölenin boyu gibi kamburlaştı, iki büklüm oldu da, o yüzden ağlıyor, inliyor!
Bunca cefalar edersin fakat, güzel yüzünü gösterince, her şey unutulur; zehir zehirliğini kaybeder, şeker olur; benim derdim de, deva haline gelir!
Her yaprak, yiyecek bulamadı da el açtı, sana duaya başladı! Onların ağızsız dilsiz yalvarmalarına dayanamadın, keremler ettin, lutuflarda bulundun ve ilkbaharda, onlara süslü elbiseler giydirip çeşitli yiyecekler vererek dileklerini yerine getirdin!