DÜNYA BİR HİÇTİR BİZ DE HİÇLERİZ

Ben zengin olsaydım, gümüşüm, altınım olsaydı, hiç ahbabım, dostum, arkadaşım az olur muydu?
Eğer sevgilim fakir olsaydı da, fakir olduğu halde altına, gümüşe değer vermeseydi, benim de ne gamım kalırdı, ne de derdim!
Ey güzel! Alımlısın, gönül çekicisin; dilenci gibi görünmeyi bırak! Senin gözün tok olsaydı, felek bize kul köle kesilirdi!
Akrabanın, dostların bile yabancı görünmesi, insanın tamahı yüzündendir! İnsan tamah sahibi olmasaydı, herkes ona amca olurdu, dayı olurdu!
Ey ay yüzlü güzel! Gel, bize benze; ne nimet ara, ne devlet iste! Şeytan da böyle olsaydı, bayrak sahibi bir padişah olurdu!
O şeytanlıktan ayrılırdı da, kötü söz bile ona medh-ü sena, övgü gibi gelirdi; cefayı vefa sayardı, sakatlık ve hastalık, ona kerem gibi görünürdü!
Yokluk, yoksulluk Allah’ın bir lutfudur! Kendinden geçiş, benlikten kurtuluş da öyle sırlar vardır ki, bunları bilseydin, sence bütün varlık, yokluk olurdu!
Dünya bir hiçtir; biz de hiçleriz! Dünya da, biz de hayalden, rüyadan ibaretiz! İş böyleyken, dünyalık elde etmek için çırpınır dururuz! Uyuyan kişi uykuda olduğunu bilseydi, rüya gördüğünü anlasaydı, hiç üzülür müydü?
Şu uykuya dalmış kişi, bir hayal görür, düşüncelere dalar! Şu dağınık uykudan sıçrayıp kalksaydı, rüyadaki sıkıntıların gittiğini ve nimetler içinde olduğunu anlardı!
Birisi, rüyada kendini gam zindanına düşmüş görür, birisi İrem bağı’na ulaşır! Uyandıkları zaman ne zindan kalır, ne de İrem Bağı!