GÖNLÜN VARSA GÖNÜL KABESİNİ TAVAF ET

Eğer senin gönlün varsa, gönül kabesini tavaf et; topraktan yapılmış sandığın Kabe’nin manası gönüldür!
Cenab-ı Hakk, görünen ve bilinen suret kabesini tavaf etmeyi, kirliliklerden temizlenmiş bir gönül kabesi elde edesin diye sana farz kılmıştır!
Şunu iyi bil ki, sen, Allah evi olan bir gönlü incitip kırarsan, yaya olarak bin defa Kabe’ye gitsen de, Allah bu ziyaretini kabul etmez!
Sen, varını yoğunu, malını mülkünü ver de, bir gönül , al da, o gönül mezarda, o kapkara gecede sana ışık versin, nur versin!
Allah’ın huzuruna altın dolu binlerce keseler götürsen, Cenab-ı Hakk; ‘Bize bir şey getirmek istiyorsan, kazanılmış bir gönül getir!’ diye buyurur! ‘Çünkü, altın ve gümüş, bizim için hiçbir şey değildir! Eğer bizi, bizim rızamızı istiyorsan, bizim istediğimiz gönülden ibarettir!’
Senin değer vermediğin, bir saman çöpü saydığın yıkık gönül, Arş’tan da üstündür, Kürsi’den de, Levh’den de, kalem’den de!..
Harap gönül, Hakk’ın nazargahıdır, Hakk’ın baktığı, Hakk’ın sığındığı yerdir! Onu yaratan varlık ne de büyüktür, ne de kuvvetlidir!
Kırılmış, ikiyüz parça olmuş zavallı bir gönlü yapmak, tamir etmek, Cenab-ı Hakk’ın nazarında hacdan da, umreden de değerlidir!
Hakk’ın defineleri, harap gönüldedir! Harabelerde, pek çok defineler gömülüdür!
Mutlu olmak, manen yükselmek istiyorsan, gönüller almaya, gurur ve kibiri bırakmaya bak!
Kazandığın gönüllerin yardımı seninle beraber olursa, kalbinden hikmet kaynakları fışkırır, akar!
Dilinden sel gibi ab-ı hayat akar; nefesin, Hazreti İsa’nın nefesi gibi, hastalıklara deva olur!
İki dünya da, bir gönül için yaratılmıştır; ‘Sen olmasaydın, bu kainatı yaratmazdım!’ hadisinin manasını düşün!
Eğer böyle olmasaydı, senin varlığın mekanın, güneşin, ayın, yeryüzünün, şu gökkubbenin varlığı nereden olacaktı?
Sus; bedeninin her bir kılında iki yüz dil olsa da onlarla gönlü anlatmaya çalışsan, yine de anlatamazsın; gönül anlatılamaz, anlatışa sığmaz!