HAKK’A DÖNÜŞ YOLU

Bizler kaza ve kaderin oğullarıyız. Herkesin anası kaza ve kaderdir.
Hepimiz çocuklar gibi kaza ve kaderin peşinde koşup duruyoruz.
Ondan süt emmekteyiz. Onun arkasında uçmadayız. O ister doğuya, ister batıya koşsun, isterse göğe yükselsin; biz hep onun peşindeyiz, onunla beraberiz.
Yolculuk davulu çalınıyor. Haydi, Hakk’ın inayetine, lütfuna güvenerek, onun bizi koruyacağına emin olarak yola çıkalım.
Şehirde de, çölde de, o ay yüzlünün, o güzelin yol arkadaşıyız. Canlar, o ay yüzlü sevgiliye kul olsun, köle olsun.
O can padişahının ruhları çekip götürdüğü yolun sonunda, son konağında neler var, neler?
Şehir de orada, ev bark da orada.
Cenab-ı Hakk’ın ‘Gel !’ diye ruhları çağırdığı yer de orada, dünyada sürgün edildiğimiz yer de orada.
Biz ona yöneldikten, orası bize kıble olduktan sonra yol kısalır, çöl kaybolur, her tarafımız yeşilliklerle, selvilerle, bağlarla, bahçelerle dolar.
Yolumuzu kesmek isteyen dağ bile saygı ile eğilir, yerlere serilir, bize yol verir. ‘Ey hakikat madenine, aşk diyarına doğru yol alanlar, merhaba! Hoş geldiniz der!’
Yolumuzun kılavuzu, öncüsü o olunca, yol üstündeki taşlar, ayaklarımız incinmesin diye ipek gibi yumuşak bir hale gelir.
Bedenin hakikat yolunda topal oluşundan, gönlün de hızlı gidişindendir ki, Allah sırrı bedenden zuhur etmez de, onun vefası, mürüvveti hep gönülden belirir.
O beden nerededir ki, can ile aynı renge bulanmıştır? Can padişahına su kesilmiştir, toprak olmuştur, balçık olmuştur da cana gönlünde yer vermiştir.
Canlar bile böyle bir bedeni görünce şaşırıp kalırlar da; ‘Şu kara toprağa bak!’ derler. Bizi bile geçti. Padişah oldu, veli kesildi ve herkes kendine uydu.
Biz bu balçıktan yaratılmış varlıktan bunu hiç ummuyorduk, kusurlarını görüp onu çekiştirip duruyorduk.
Ey onda bunda kusur arayan kişi!
Hiçbir insanı hor görme, hangi millette, hangi dinde olursa olsun, insanda, onun bir emaneti vardır.
İnsan onun aynasıdır.
Susuz topraklar, bizim yüzümüzden yeşersin. Çimenler bizim yüzümüzden bitsin diye, biz su gibi gülün içinde, reyhanın içinde gizlenerek yola düştük, akıp gidiyoruz.