HALLAÇ SAĞ OLSAYDI

Ben o sevgiliye aşık olduğumdan beri tuhaf bir haldeyim. Onu sevdiğim için büyük bir iş başarmışım gibi iş güç sahibi olmuşum. Dünya işlerinden yüz çevirdiğim için işsizim, işsiz kalmışım. Pergel gibi ayağımı bir yere koymuşum, başım dönüp duruyor.
Ey dost! Eğer sen bana gerçekten yakınsan bak da seyret; ben nasıl kendimden geçmişim; neden hep bana aşk sırlarını sorar durursun? Anlıyorum, aşkta ben meşhur olmuşum, herkes benden bahsedip duruyor.
O arslan, aşkın gönül kanından başka bir şey içmez. Ben de o arslanın yavrusuyum. Kan içmek için gönül arıyorum.
Dertliyim, hastayım, biliyorsun da bana Fatiha okuyorsun. Fakat ey dost görmüyor musun? Ben zaten Fatiha’dan hastayım, yani ruhların ilk yaratılışından, ezelden aşığım da oradan ayrı düştüğüm için hastayım.
‘EnelHakk’ (Ben Hakk’ım) dediği, gerçeğe işaret ettiği için halk gerçeği anlayamadı, Hallaç’ı darağacına çekti.
Hallaç sağ olsaydı sırlarımın azametinden ötürü, o beni darağacına çekerdi.