HAYALİN GELMİŞ GÖNLÜMÜ OKŞUYOR

Ey bizim canımız, cihanımız; bir an için olsun lutfetsen de yüzünü bize döndürsen, yüzüne bakmamıza müsaade etsen ne zarar edersin?
Ey yüzü ateş gibi parlak olan, nurlar saçan güzel; ey gül gibi güzel kokan varlık! Nasıl da güzel bir yüzün, nasıl da hoş bir kokun var!
Senin güzel hayalin, her zaman gözümüzün önünde dolaşıyor; böylece, uyanık olduğum halde, yine de hoş bir rüya görüyorum!
Hayalin gelmiş, gönlümü okşuyor; zavallı gönlüm de, bu iltifattan ötürü kabına sığamıyor!
Ayın on dördüne benzeyen yünden mi, onun görüşündeki nurdan mı bahsedeyim? Bambaşka olan, hiç kimseye benzemeyen ruhundan mı, yoksa, senin dertlere derman oluşundan mı söz edeyim?
Bahçedeki gül dalı seni görmüş de, utanıp başını önüne eğmiş; bülbül de, benim feryadımı duyduğu için ötmez olmuş!
Aklını başına al da, her şeyden vazgeç! Çünkü, onun bulunduğu yerde senin bulunmana imkan yok! Hem o, hem sen bir yerde olamazsınız; onun bulunduğu yere sen sığamazsın; orada, ondan başka dost, ondan başka yardımcı olamaz!
Her ne olursa olsun, ey göz; sakın ümitsizliğe düşme! Bahar bulutu haline gel de, aşkla inciler saç!