ONA İNANDIM İMAN GETİRDİM

Sevgili beni göğsüne bastırmış, sıkıp durmada; beni, başımı kaşımaya bile bırakmıyor!
Bazen beni deve katarı gibi arkasından çekip götürüyor; bazen de, baş komutan gibi öne sürüyor!
Benim bedenimi kan halinden geçirir, erlik suyu yapar; erlik suyundan geçirir, beni insan şekline sokar, bana akıl verir! Böylece, nasıl da derlenip toplandığımı, haşir sırrını açığa vurur!
Bazen yaşadığım vatandan beni güvercin gibi ötelere uçurur, sevdiklerimden ayırır; bazen de tutar, yüzlerce nazla niyazla yokluktan beni alır, huzuruna çıkarır!
Bazen gemi gibi denizin üstünde sefere çıkarır; bazen de demir yapıp çapasına bağlar, beni denize atar!
Bazen temizlenmek isteyenler için beni su yapar; bazen bahtsız kulunun yolunda beni diken eder, onu bana yaralatır!
Ebedi sekiz cennet bile o padişaha yurt olmadı da, ne şaşılacak şeydir ki, ne mutlu haldir ki, şu gönlüm ona yurt oldu!
Ben, o can güzelinin birliğini, varlığını dilimle söyleyerek ona inanmadım, iman sahibi olmadım; kendime kafir oldum, yani kendi benliğimi inkar ettim de o vakit inandım, iman getirdim!
Ben Cibril’le beraber uçuyordum; benim de altıyüz kanadım vardı! Mademki ona ulaştım, onu manen buldum, artık kanadı ne yapayım?
Ben, geceleri, gündüzleri can incisinin bekçisi idim; onu koruyordum. Şimdi, inci denizinin dibinde, kendi incimden vazgeçmiş bulunuyorum!