ÖYLE HALDEYİM Kİ YOKLUĞA DA DAYANAMIYORUM VARLIĞA DA

Ey cana canlar katan, dayanamadım, gittim. Kızıp gittim ama, sensiz yaşamaya da dayanamıyorum.

Ayrılığa alışayım dedim, fakat doğrusunu söyleyeyim, ayrılığa dayanamıyorum.

Bir saman çöpü, kehribarın çekişine nasıl dayanır? Ben bir saman çöpüyüm, kehribara karşı koyamıyorum, dayanamıyorum.

Her cefa çeken, vefa ümidine kapılır, vefa gününü bekler. Bense öyle cefa çeken bir aşığım ki, sevgilimin cefası bana çok tatlı gelir de vefa beklemem, vefa gelirse vefaya dayanamam.

Yumuşak yumuşak; ‘Yine geldin.’ der. Ona derim ki: ‘Ey canan, sana dayanamıyorum.’

Başıma vuruyordu da: ‘Sen buna layıksın.’ diyordu. Layık değilim, layık değilim, dayanamıyorum.

Ölümü de denedim, yaşamayı da denedim. Öyle bir haldeyim ki yokluğa da dayanamıyorum, varlığa da!

Ey mutrip! Allah aşkına, sen çalgınla şu perdeyi çal: ‘Allah’ım, Allah’ım, ayrılığa dayanamıyorum!’