SEN BUGÜNKÜ KIYAMETİ GÖR DE YARINKİ KIYAMETİ HİÇ SORMA

O güzel, ay yüzlü sevgili olmayınca bizim halimiz nice olur? Sorma, hele aşkından başımıza ne geldiğini, neler çektiğimizi hiç sorma!
Bak da gör, yerler de, gökler de onun yüzünün nuru ile doldu, onun boyunu bosunu, salınışını, edasını hiç sorma!
Aşk gayreti ile inci daneleri gibi dökülen gözyaşlarıma bak, fakat aşk denizinin ne kadar saf olduğunu, dalgalarının ne kadar hoş olduğunu sorma!
Gönlümüzün kanına ayağını basma, sevdadan da bana hiçbir şey sorma!
Ayağını basma diye yalvardığım, gönlümün kanını gör, fakat kimseye ondan bahsetme, bir şey söyleme, o şuh, kavgacı güzeli de hiç sorma!
Yüzbinlerce gönül kuşunun çok kanat çırptıkları için kanatlarının döküldüğünü gör, fakat Kaf Dağı’ndan, zümrüd-ı ankadan bir şey sorma! Onun aşkının belasında yüzlerce kıyamet var.
Sen bugünkü kıyameti gör de, yarınki kıyameti hiç sorma!