SERVET MAL MÜLK MEĞER BİZE BİRER BELA TUZAĞIYMIŞ

Şu beğendiğimiz, üzerine titrediğimiz, çeşitli gıdalarla beslediğimiz bedenden bütün halk, herkes iyidir. Fakat bu bedenin ahmaklığı yüzünden şaşırıp kaldık, parmağımızı dişledik.
bir şeyden kaçacaksan yılandan, akrepten, arslandan, kaplandan kaçma da, bedenden kaynağını alan nefsani isteklerden, heveslerden kaç! Çünkü başımıza gelen bütün belalar, çektiğimiz bütün zahmetler, meşakkatler boş ve olmayacak heveslerden meydana gelir.
Vallahi onun yeşilliğine, onun gül bahçesine bakıyorum da görüyorum ki onun yüzünün nurundan başka sığınılacak yer yok!
Her sabah kalkıp yüzünü tertemiz yıkayınca, yine günlük işler başlar, yine gönül, hayat mücadelesi sevdasına düşer. Dert zamanında koşulan yere koşar.
Halkın gönlü güç bir hale uğrayınca, başa bir sıkıntı, bir bela gelince, ‘Allah’ım hepimiz sana muhtacız, irademizi sana vermişiz.’ diye bir yere yönelir, işte oraya varır.
Çok uğraşarak, birbirimizle çekişerek, bin türlü zorluklarla elde ettiğimiz servet, mal, mülk meğer bize birer bela tuzağıymış. Dünya işlerinden, hayat mücadelesinden, senelerin getirdiği bitkinlikten artık bıktık ve usandık. Kanadı kırık, bedeni yorgun bir halde;
‘Allah’ım sana doğru uçuyoruz, sana geliyoruz. Bize acı, merhamet et!’