YER KAPISINI ÇALMA GÖK KAPISINI ÇAL

Ey aşk imamı! Sen, mademki Allah aşkı ile mest olmuşsun, kendinden geçmişsin, sevgili ile manen buluşmak için namaza dur! Niyet et, tekbir getir ve bir ölü gibi iki elini yanına sal! Şu dünya hayatını, varlığını artık düşünme; onlardan usanç getir, yaka silk! Benlikten de vazgeç, kurtul!..
Namaz kılmak için vakti bekliyordun, acele ediyordun; işte namaz vakti geldi! Haydi kalk; neden oturuyorsun?
Aslında sen; ‘Gerçek kıbleyi, Hakk kıblesini bulurum !’ ümidi ile yüzlerce varlığa yöneldin, kendine yüzlerce kıble icad ettin; o güzelin aşkı ile yüzlerce puta tapmadasın; bundan haberin yok!
Ey can! Şu fani varlıklara gönül vererek yerlerde sürünme; aşk kanadını aç da, birazcık yüksel, uç! Çünkü ay, yerde değildir, yücelerdedir; gölge ise aşağılardadır!
Dilenciler gibi her kapıyı çalma, her kapıdan bir şey bekleme! Aklına başına al, yer kapılarını çalma da gök kapısını çal! Korkma sen üstün bir varlıksın! Elin göklere kadar uzanır; gök kapısını çalabilirsin!
Gökyüzü şarabıyla mest olup bu hale geldiğin için, artık kendinden kurtul, kendini bırak, kaç ve şu fani dünyada bir yabancı gibi yaşa!
Ben sana; ‘Nasılsın, nicesin?’ diye soruyorum! Soruyorum ama, göze görünmeyen, nasıl olduğu, niceliği, niteliği bilinmeyen üstün bir varlığa bu soruları kim sorabilir?
Ey gönlümüzün içinde gizli resimler yapan, bizi çeşitli hayallere düşüren eşsiz ressam! Sen’in aydan başka, daha yüzlerce, binlerce resimlerin var!
Allah’ım! Sen, bir kapıyı kaparsan yüzlerce kapı açarsın; bir gönlü kırarsan, yüzbinlerce can, yüzbinlerce gönül bağışlarsın!
Ben, deli oldum; ne söylersem, deliliğimden söylüyorum! Elest dostu, elest alemi mahremi isen, yürü sen;
benim akıl almaz delice sözlerime; ‘Evet, evet!’ de!..