2.Derece Müşahede

Müşahede lügatte, bir nesneyi görmeye denir. Istılahta ise, perdelerin ortadan kalkması demektir.

Şeyh hazretleri Fütûhât'ında şöyle buyuruyor:

"Meşâyihe göre müşahede iki mânâya kullanılır. Birincisi, eşyayı Allah'ın birliğine delil kılmaktır, ikincisi ise, eşyada Hakk'ı görmektir.

Bu müşahede hakikate en yakın olanıdır. Cenab-ı Hak ahirette bazı kavme tevessül tarikiyle tecelli eder. O kavim Allah'ı bilmediklerinden inkâr edenlerdi. Oysa ki Allah u Teâlâ onlara yine onların anlayabileceği bir derecede tecelli eder. O zaman ikrar ederler, itirafta bulunmak durumunda kalırlar. Zira Allah'ı bile bile inkâr etmişlerdir. Ancak erbab-ı müşahedenin müşahedesi bunların müşahedesine benzemez. Aksine bu müşahede Hakk'a yakîn olan bir müşahededir."

Her ne kadar bir katrecik isek de denize garkolmuşuz

Gerçi bir zerreyiz ama hepimiz bir güneşiz

Şimdi, mükâşefe ile müşahedenin arasındaki farka gelelim. Şeyh hazretlerine göre, mükâşefenin taalluk ettiği mânâlar, müşahedenin mütealliki ise zevattır. Yani, müşahede müsemma için, mükâşefe ise hükm-ü esma ve sıfat içindir demek olur. Müşahededen murad ise ru'yet değildir. Zira, ru'yet ile müşahedenin de farkı vardır. Müşahede kalbîdir. Ru'yet ise sadece göze ait bir fiildir. Nitekim, Musa(as)'nın Allah'ı görmek isteyip de onu çıplak gözle görememesi gibi.

Herşeyin en iyisini Allah bilir.