3.Derece Tecelli

Tecelli, gaybî nurların kalbe doğmasına denir. Ve Allah'ın zâtının ve sıfatıyla beraber efalinin kalpte açığa çıkmasına denir. Tecelli üçe ayrılır. Birincisi, tecelli-i zât; ikincisi, tecelli-i sıfat; üçüncüsü ise, tecelli-i ef'aldir. Mesela bir kimseye, zât-ı ilâhî tecelli etse, tıpkı Allah'ın dağa tecelli etmesiyle beraber dağın paramparça olup yanması gibi, o kimse de Allah'da fena bulur. Ancak tecelli-i sıfat, tecelli olunan kimseyi fenaya eriştirmez. Ancak, Allah'ın sıfatı onda zuhur eder. Zira Allah u Teâlâ bir âyet-i kerimede şöyle buyurdu: "iznimle, çamurdan kuş şeklinde birşey yapmış ve ona üflemiştin de o da iznimle kuş olmuştu." (Maide, 110) İşte bu âyet-i kerimede Allah u Teâlâ Hayy ismiyle tecelli etmiştir. Hz. Meryem'e ise razıkıyyet sıfatıyla tecelli etmiştir. Âlem-i gaybden ona rızık indirdi. Hz. Eyyûb'a Sabur ismiyle tecelli eyledi. İbn-i Mansur hazretlerine vahdet-i mutlakla tecelli eyledi ve onun "ene'l-hakk" demesine sebep oldu.

Erbâb-ı Kemâl bilir ki, Allah u Teâlâ evliya ve enbiyâya her an ve her lahza başka başka tecelli eylemiştir. Gah fena, gâh kabz, gâh mahv ve gâh vahdet sıfatlarıyla zuhur etmiştir.

Allah bütün varlığın aynasında tecelli etmiştir.

Âlemi ayna yaptı ve kendini gösterdi.

Gizli ve açık olan herşey onun cemâlinin aksidir.

Onun hüsnü cihan nakşında tecellî edince, var olan bütün bu âlemi zahir etti.