4.Derece Hayat

Allah u Teâlâ (cc) bir âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor: "Ölü iken hidayetle diriltip, kendisine insanlar arasında yürüyecek bir nûr verdiğimiz kimse, karanlık içinde kalıp, ondan çıkmayan kimse gibi midir? İşte kafirlere, yaptıkları, böyle süslü gösterilir." (En'am, 122)

Şeyhu'l-islâm hazretleri hayatı üç kısma ayırmıştır. Birinci derece, kalbin cehaletten kurtulup ilimle hayat bulmasıdır. Ve cehaletten halâs olmasıdır. Hz. Ali (ra) ilimle kalbin hayat bulup harekete geçmesini şu beyitlerle açıklıyor.

İlim kalbe hayattır, zenginleştirir onu

Kalbin ölümü ise cehalettir. Ondan yüz çevirin.

İkinci derecesi ise, kalbin tefrika ölümünden hayat bulmasıdır. Ve şekk ve şüpheden zail olmasıdır. Kalbin bütün masivadan arınıp tevhide raptolmasıdır. Meşayih'e göre hayat-ı ebediyye budur. Üçüncü derecesi ise, hayat-ı vücuddur. Diğer bir ifadeyle kişinin kendi vücudunda zail olup Hakk'ta hayat bulması demektir. Ölü olan herşeyde diriltmenin Allah'a mahsus olduğunu müşahede etmek demektir. Herşeyde Allah'ın Hayy sıfatını görmektir. Zira âyet-i kerimede; "Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir" buyurulmaktadır. Bu mahiyet, mukârenet demek değildir. Zira, Hakikat ehlinin katında mukarenet (bitişiklik) mümkün olamaz. Zaten vücud-u hakikîye kıyasen, Allah'tan başka mâsivânın vücudu aslen yoktur. Bu kainat Allah'ın sıfatlarının tebarüz eylediği bir gölgeden ibarettir. Ondan başka hiçbir şey mevcut değildir.

Arif olanın daima hayat bulması için bu vücud-u hakikîyi müşahede etmesi lazımdır.