6.Derece Bast (Genişlik)

Şeyh hazretleri Fütûhât'ında şöyle buyurdu:

"Bazı taifeye göre bast, recâ halinden başka birşey değildir. Ve bu halde havf (korku) yoktur. Ancak bizim katımızda bast, eşyayı çepeçevre kuşatan ve sahibin kalbine yol vererek ona hükmeden bir haldir. Hatta bast halinin olduğu vakit, darlığın ve sıkıntının insan nefsine hükmedemeyeceği görüşündeyiz."

Meşâyih-i kibar, kabzın sebepli veya sebepsiz hasıl olabileceğini söylemiş olmakla beraber bastında bu minval üzere olduğunu buyurmuşlardır.

Kuşeyrî hazretleri bu hususta şöyle buyurmuşlardır: "Bast sebepler neticesinde husule gelir. Zira sâlik olan kimse, ilim öğrendiği zaman, keşf ve müşahedede bulunduğu zaman, rızkı genişlediği zaman v.s. hep bir neş'e, sürür ve genişlik duyar. İşte bu genişlik bast'tır. Ve bir sebeple hâsıl olmuştur."

Bazan ise bu genişlik sahibinin kalbine ansızın doğuverir. Ve bu hâlin sebebi bilinmez. Bu bir Hak vergisidir. Netice olarak her ne hâlde olursa olunsun, genişliğe ulaşmanın yolu, ibâdet ve taâtte bulunmak, iyi ahlâk üzere istikâmet kazanmaktır.

Nitekim ibn-i Farız hazretleri bu mevzua münasip olarak şöyle buyurdular:

"Her ne kadar ayık olsam ve aklım başımda da olsa, ben o yârin vasimi isterim halbuki ondan bana ne bast geldi ne de kabz."

Kabz sahvın olması için gereklidir. Zira, bir kimsenin nefsini hakir görmesi için aklının başında olması lazımdır. Bu hakir görmenin neticesinde kabz ve haşyet husule gelir.

Sâlik, bastın sayesinde haşyetten ve dehşetten kurtulduğu vakit, amel ve ibadetlere karşı laubali olmamalı, bu hususta kamil olan büyüklerimizi düstur ittihaz etmelidir. Ve güzel ahlâkı asla terketmemelidir.