7.Derece Sekr

Şeyh hazretleri Fütûhât'ında, sekr halini överek, şu beyitleri irâd eyledi:

Sekr beni arşın ihata ettiği sedirlere oturttu

Ve kavmimi ilâhî şarab ile dolu olan kase, sarhoş kıldı

Benim sarhoşluğum hâlik-i mutlak olan Allah'tandır

Ayık olsam bile onun arzusuyla parça parça olurum.

Şairlerin içinde bulunduğu sekr (sarhoşluk) sekr-i tabiîdir. Hz. Şeyhin buyurduğu sekr, sekr-i ilâhidir. Nitekim Hazret bu iki sekri şöyle ifade buyurmuşlardır:

"Sekr-i tabiîyle, nefsin almış olduğu lezzetler ve sürür ibtilasından vürud eden sekr halidir. Ve nefis en çok neyi arzu ediyorsa, ona eriştiğinde, erişmiş olmanın hazzıyla sarhoş olur. Ama arzusuna erişemez ise hüzünlenmesi mukadderdir. Sekr-i ilahîye gelince o, Allah'a olan hayranlıktan ve hayretten doğar. Zira Peygamberimiz (sav) "Ey Allah'ım, benim sana olan müşahedemde hayretimi artır" buyurmuştur. Buradaki 'hayretimi artır'dan murâd, sana olan sekrimi (sarhoşluğumu) artır demektir."

Eğer bir kimse sarhoş olduğunu ifade ediyor ve aynı zamanda, bast ve kabz halini taşımıyor ve ilâhî sırlara vasıl olamıyorsa, o sarhoş değildir. Ve onun sekri asla ilâhî bir sekr atlamaz. Olsa olsa, ahval-i tarikatten bir hâl olur.

Şeyh hazretleri bu mevzuda şöyle buyururlar:

"İlâhî sekr, ilâhi kemâlin verdiği bir kendinden geçiş ve sürürdür. Allah'ın kemâliyle sarhoş olanların sekri, içkinin etkisiyle sarhoş olanların sekirleriyle asla kıyas edilemez. Zira, içkiyle sarhoş olanlara, gam, üzüntü ve elem gibi duygular isabet eder. Oysa sekr-i ilâhide sürur vardır. Vahdet denizine gark olmanın ilâhî zevki vardır."

Nitekim Şeyhu'l-islâm hazretleri bu mevzua münâsip şöyle buyurmaktadır:

"İlâhî sekirde, tarb-ı hakikîye karşı sabır ve dayanma göstermek vardır. Bu ancak ilâhî mânâda âşık olanlara mahsustur."

Hakâyık-ı fena, sekri kabul etmez. Zira fena makamı, muhabbetin fevkindedir. Sekirden dolayı husule gelen hayret, cehildir. Bu hayret, fenada olmaz. Zira fena, bilavücud, ayn-ı şühud mertebesidir. İlim mertebesinde olanlar bile bu mertebeye ulaşamazlar. Zira ilmin makamı muhabbetin altındadır. Ama ilim, şuhûda mani olmaz. Sekr ise ilmin sınırları içinde kalan ulemada olmaz. Bunun gibi, muhabbetin haddini aşan ve Hakk'a vasıl olan kamiller de olmaz. Zira onlar sahve (uyanıklığa) gelmişlerdir. Sekr, makam-ı muhabbette olan ilâhî âşıklarındır.