Evrad-ı Şerif 12

ardu’l-meyteh. Ahyeynâ hâ ve ahracnâ minhâ habbe’n feminhü ye’külûn. 32. Ve ce’alnâ fîhâ cennâtin min nahîli’n ve a’nâbi’n ve feccernâ fî hâ mine’l-’uyûn. 33. Li-ye’külû min semerihî ve mâ ‘amilet-hü eydîhim efelâ yeşkürûn. 34. Sübhâne’l-lezî hale-kal ezvâce küllehâ mimmâ tünbitü’l-ardu ve min en-füsihim ve mimmâ lâ ya’lemûn. 35. Ve âyetü’n lehümü’l-leylü neslehu min-hü’n-nehâra feizâ hüm muzlimûn. 36. Ve’ş-şemsü tecrî li müstekarri’n lehâ zâlike takdîru’l-’azîzi’l-’alîm 37. Ve’l-kamera kaddernâ hü menâzile hattâ ‘âde ke’l-’urcûni’l-kadîm. 38. Le’ş-şemsü yenbeğî lehâ en tüdrike’l-kamera ve le’l-leylü sâbiku’n-nehâr. Ve küllü’n fî feleki’n yesbehûn. 39. Ve âyetü’n lehüm ennâ hamelnâ zürriyyetehüm fi’l-fülki’l-meşhûn. 40. Ve haleknâ lehüm

*********

33. İşte onlara bir delil: Ölü toprağa yağmurla hayat verdik, ondan dâneler çıkardık da onlar, bundan yerler. 34. Biz orada (yer yüzünde) nice nice hurma bahçeleri ve üzüm bağları yarattık. İçlerinde birçok pınarlar fışkırttık. 35. Ta ki, onun meyvelerinden ve ellerinin emekleri olan mahsullerden yesinler diye. Hâlâ şükretmiyecekler mi? 36. Yerin bitirdiklerinden, insanların kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri şeylerden çift çift yaratan Allah her türlü eksikliklerden münezzehtir. 37. Gece de onlara bir ibret alâmetidir. Gündüzü ondan sıyırır çıkarırız da karanlıkta kayboluverirler. 38. Güneş de (bir nişânedir ki) kendi yörüngesinde seyreder gider.İşte bu, azîz ve alîm olan Allah’ın takdiridir. 39. Biz Ay için de birtakım yörüngeler tayîn ettik. Sonunda o, eski, kuru ve eğri bir hurma dalı gibi hilâl olur da geri döner. 40. Ne Güneş, Ay’a yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Hepsi de ayrı ayrı bir yörüngede yüzerler. 41., 42. Onlar için bir ibret de zürriyyetlerini, o dopdolu gemilerle, taşımamız ve kendilerine bunun gibi daha nice binecekleri şeyler yaratmış olmamızdır.