Evrad-ı Şerif 13

min mislihî mâ yerkebûn 41. Ve in neşe’ nuğrighüm felâ sariha lehüm velâhüm yünkızûn. 42. İllâ rahmete’n minnâ ve metâ’an ilâ hîn. 43. Ve izâ kîle le hümü’ttekû mâ beyne eydîküm vemâ halfeküm le’alleküm türhamûn. 44. Ve mâ te’tîhim min âyetin min âyâti Rabbihim illâ kânû anhâ mu’rizîn. 45. Ve izâ kıyle le hüm enfîkû mimmâ razekakümü’l-lâhü kale’l-lezîne keferû li’l-lezîne âmenû enut’ımü men lev yeşâu’l-lâhü et’ameh. İn entüm illâ fî dalâli’n-mübîn. 46. Ve ye’kûlûne metâ hâze’l-va’dü in küntüm sâdikîn. 47. Mâ yenzurûne illâ sayhate’n vâhidete’n te’huzühüm ve hüm yehıssımûn. 48. Felâ yestetî’ûne tavsıyete’n ve lâ ilâ ehlihim yerci’ûn. 49. Ve nüfiha fi’s-sûri feizâ hüm mine’l-ecdâsi ilâ Rabbihim yensilûn. 50. Kâlû yâ ve’y-lenâ men

*********

41. Eğer dilersek, onları, suda boğarız. O zaman ne onların imdadına yetişen olur, ne de onlar kurtarılırlar. 42. Ancak bizim tarafımızdan, bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır. 43. Onlara, “yaptığınız ve yapmakta olduğunuz işler de Allah’dan korkun, umulur ki merhamete nail olursunuz“ denildiği zaman aldırmazlar. 44. Onlara Rabb’lerinin âyetlerinden bir âyet gelmeye görsün, ille de ondan yüz çevirmişlerdir. 45. Onlara “Allah’ın size verdiği rızıklardan (hayır yolunda) sarf ediniz“ denildiği vakit o kâfirler, mü’minlere: ”Allah’ın dilediği takdirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Doğrusu siz apaçık bir sapıklık içindesiniz.” derler. 46. Ve yine derler ki: “Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit ne zaman gerçekleşecektir?” 47. Onlar, biribirleriyle çekişip dururken aslında kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar. 48. Artık onların ne bir vasiyette bulunmaya, ne de ailelerine dönmeye güçleri yeter. 49. Nihayet kıyamet sûr’u üflendiğinde hemen onlar kabirlerinden kalkıp Rabb’larına koşarlar. 50. İşte o zaman “(vay hâlimize!) kabrimizden bizi kim kaldırdı? Bu, Rahmân’ın vaadettiğidir. Meğer peygamberler ne doğru söylemişler.” derler.