Evrad-ı Şerif 7

el-Vehhâb. (Alî İmran: 8) 4. Rabbenâ inneke câmi’u’n-nâsi liyevmi’n lâ raybe fîyh. İnnellâhe lâ yuhlifü’l-miy’âd. (Âl-i İmrân: 9) 5. Ellezîne yekûlûne Rabbenâ innenâ âmennâ fağfirlenâ zünûbenâ vekınâ azâbe’n-nâr. (Âl-i İmrân:16) 6. E’s-sâbirîne ve’s-sâdikîne ve’l-kânitîyne ve’l-münfîkîne ve’l-müsteğfîrîne bi’l-eshâr. 7. Şehidellâhü ennehû lâ ilâhe illâ hüve ve’l-melâiketü ve ûlü’l-’ılmi kâimen bilgıst. Lâ ilâhe illâ hû ve’l-’azîzü’l-hakîm. 8. İnne’d-dîne inde’l-lâhi’l-İslâm. 9. Fe keyfe izâ cema’-nâhüm li yevmin lâ raybe fîhi ve vüffiyet küllü nefsin mâ kesebet vehüm lâ yuzlemûn. 10. Kuli’l-lâhümme mâlike’l-mülki tu’ti’l-mülke men teşâü. Ve tenzi’u’l-mülke mimmen teşâü ve tüızzü men teşâü ve tüzillü men teşâü biyedike’l- hayr. İnneke âlâ külli şey’in

*********

4. Rabb’imiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, (kıyamette) insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah, asla sözünden dönmez (Âl-iİmrân: 9) 5. Onlar, (müttakîler) “Biz şüphesiz iman ettik. Artık günahlarımızı bağışla ve bizi (o) âteşin azabından koru.” diyenler. 6. Sabredenler, dürüst olanlar, Allah’a (itaâtle) boyun eğenler, (muhtaçlara) infak edenler, seherlerde Allah’dan mağfiret dileyenlerdir. 7. Allah adaleti ayakta tutarak (delilleri ile) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur, melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir. Evet) O, çok güçlüdür. Mutlak hüküm ve hikmet sahibidir. (Âl-i imrân: 18) 8. Allah katında hakk din, şüphesiz, İslâm’dır. (Âl-i imrân: 19) 9. Fakat, onların gelmesinde şüphe edilmeyen bir gün için topladığımız ve hiçbir haksızlığa uğramaksızın herkese kazandığı şeyler tastamam ödendiği zaman onların halleri nice olur. (Âl-i İmrân: 25) 10. (Rasûlüm!) de ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin. (Âl-i İmrân: 26)