Çerağ Gülbangi

Akşâm-ı şerîf hayr ola,

hayırlar feth ola, şerler def‘ ola.

Çerâğ-ı rûşen, fahr-i dervîşân, zıyâ-i îmân, kânûn-i merdân.

Dem-i Hazret-i Mevlânâ,

sırr-ı Şems-i Tebrîzî,

kerem-i İmâm-ı Alî hû diyelim hûûû.[1]

(Y95, 277)

Mübârek akşam vakti hayırlı olsun; hayırlar feth, şerler def‘ olsun. Aydınlık kandil, dervişlerin iftiharı, iman ışığı ve erenlerin töresidir. Mevlâna Hazretleri’nin himmeti, Şems-i Tebrîzî’nin sırrı, Hz. Ali’nin lütuf ve ihsanı (için) hû diyelim hûûû.


[1] Türbedar Dede, mukâbeleden sonra semâhanedeki çerağları dinlendirmeden önce şu tercemanı okur:

Çerâğ-ı bâtın iken nûr-ı Ahmed

İyân oldu doğup şems-i Muhammed

[Ahmedî nûr, gizli bir ışık iken, Muhammed (a.s.) güneşi doğunca âşikâr oldu.] (MAE, 161)