Sefer (Seyahat) Gülbangi

Râh râ ber mâ çü bustan kün latîf

Menzil-i mâ hod çi bâşed ey şerîf[1]

Vakt-i şerif hayr ola, hayırlar feth ola, şerler def‘ ola.

Dervîş … birâderin sıhhat ü selâmetle sefer ü seyâhati mübârek, maksûdu müyesser ola.

Dem-i Hazret-i Mevlânâ,

sırr-ı Şems-i Tebrîzî,

kerem-i İmâm-ı Alî hû diyelim hûûû.[2]

(Y95, 277)

Ey yüce Allah! Yolu(muzu) bize gül bahçesi gibi latif eyle. (Sonunda) varacağımız yer, (senin katındır). Mübârek vakit hayırlı olsun; hayırlar feth, şerler def‘ olsun. Derviş … kardeşimizin seyahati, sıhhat ve selâmet içerisinde mübârek olsun; maksadına erişsin. Mevlâna Hazretleri’nin himmeti, Şems-i Tebrîzî’nin sırrı, Hz. Ali’nin lütuf ve ihsanı (için) hû diyelim hûûû.


[1] Beyit için bkz. Mesnevi (Nicholson neşri ve İzbudak tercümesi), 2/2553.

[2] A. Gölpınarlı’da şu bilgi verilmektedir: “Toplu bir halde bir yolculuğa çıkıldığı zaman, şehir sınırı aşılınca yahut vasıtaya binilirken mevlevî büyüklerinden biri şu sefer gülbangini çeker:

Bi-dih me-râ tu Hudâyâ der în huceste sefer

Hezâr nusret ü şâdî hezâr feth ü zafer

Be-hürmet-i se Muhammed be-hakk-ı çâr Alî

Be du Hasen be Hüseyn ü be Mûsiy u Ca‘fer.

Salavâtullâhi ve selâmuhû aleyhim ecmaîn.

Vakt-i şerîf hayr ola, hayırlar feth ola, şerler def‘ ola. Demler, safâlar müzdâd, gönüller şâd, muradlar hâsıl, seferler bî-hater ola.

Dem-i Hazret-i Mevlânâ, sırr-ı Şems-i Tebrîzî, kerem-i İmâm-ı Alî hû diyelim.’

Hep birden baş kesilerek Hû denirdi.

[Ey Allah! Bu kutlu yolculukta, üç Muhammed hürmeti için, dört Ali hakkı için, iki Hasan, bir Hüseyin, Musa ve Cafer’in yüzü suyu hürmeti için bize, binlerce yardım ve sevinç, binlerce fetih ve zafer ver. Hepsine salât ve selâm olsun. Mübârek vakit hayırlı olsun; hayırlar feth, şerler def‘ olsun. Feyizler, safâlar bol, gönüller neşeli, muratlar hâsıl, seyahatler esenlik içinde olsun. Mevlâna Hazretleri’nin himmeti, Şems-i Tebrîzî’nin sırrı, Hz. Ali’nin lütuf ve ihsanı (için) hû diyelim hûûû.]

(MAE, 141; zikredilen iki beyit Y95, 277’de de vardır.)