Gönül Aynası

Padişahın sarayındaki Çinli ressamlar ”Biz Türk ressamlarından daha iyi, daha hünerli ressamlarız.” iddiasında bulunurlar. Türk ressamlar ise ”Bizim resimdeki ustalığımız sizden daha üstündür” derler.

Bunun üzerine padişah bir gün:

-“ İddianızda hanginiz haklısınız? Bunu anlamak için sizi imtihan edeceğim, der. “

Çin ressamları ile Türk ressamları yarışmaya girişirler. Fakat Türk ressamlar bu yarışmadan çekinir gibi olurlar.

Çinliler:

-“ Padişahım! Bize özel bir oda veriniz, biz o odada çalışalım. Bir oda da Türklerin olsun, teklifinde bulunurlar.”

Kapıları karşılıklı iki oda vardır. Odalardan birini Çinliler alır, birini de Türklere verirler. Çinliler padişahtan yüzlerce çeşit renkte boya isterler. Padişah onların isteklerinin hepsini yerine getirir. Türk ressamlar ise:

-“ Ne resim, ne boya bizim işimize yaramaz. Bize sadece pas giderici nesne gerekir.”

Türk ressamlar kapıyı kaparlar, duvarı cilalamaya başlarlar. Odanın kapıya karşı olan duvarını gökyüzü gibi saf, temiz ve parlak bir hale getirirler.

Padişah önce Çinli ressamların odasına girer. Çinli ressamların yaptığı resimleri görür. Onların inceliğine, güzelliğine şaşırıp kalır. Aklı başından gider.

Sonra Türk ressamlarının yanına gelir. Padişah gelince Türkler iki oda arasındaki perdeyi kaldırırlar. Karşı odada Çinlilerin yaptığı resimler ve nakışlar bu odanın cilalanmış duvarına daha parlak bir şekilde yansır.

Padişah Çinliler tarafında ne görmüşse, bu odada ondan daha iyisini, daha güzel görür. Resimler öyle canlı öyle güzeldir ki insanın gözünü almaktadır.

Bunu gören padişah, Türk ressamlarını daha başarılı bulur ve tebrik eder.