Öğüt Dinlemeyenlerin Hikayesi

Bilgili arif adamın biri dostlarından beş on kişisinin uzun bir yolculuktan aç, çıplak olarak geldiğini gördü. Arifin merhameti ve coşkusu arttı, onlara hoşça selam verdi ve dedi ki:

- Herhalde mideniz boştur. Açsınız. Burada yiyin, için, karnınızı doyurun. Fakat buradan yola çıkınca gideceğiniz tarafta bir fil yavrusu vardır. Eğer yine acıkırsanız bu fil yavrusunu sakın yemeyin. Benim öğüdümü candan ve gönülden dinleyin de o fil yavrusuna dokunmayın. Çünkü o körpedir, çok sevimlidir, semizdir. Fakat anaları pusuya yatmış onu gözetlemektedir. Otları, yaprakları yeyin de o fil yavrusuna dokunmayın.

Öğüt veren kişi bunları söyledikten sonra ”Allah hayırlar versin” dedi ve dostlarını yolcu etti.

O uzun yolda; yolcular yeniden kıtlığa düştüler.

Fena halde acıktılar. Ansızın yolda yeni doğmuş, semiz bir fil yavrusu gördüler. O fil yavrusunun üstüne azgın kurtlar gibi üşüştüler. Onu kestiler, pişirdiler. Hepsini yediler; ellerini yıkadılar.

Yol arkadaşlarından birisi, fil yavrusunun etinden yemedi. Onlara da yememeleri öğüt verdi. Çünkü yolda kendilerine öğüt veren arifin sözleri onun aklında idi. O sözler adamın fil yavrusunu kebap edip yemesine engel oldu.

Fil yavrusunu yiyenlerin hepsi uzanıp yattılar, uykuya daldılar. O aç adam ise, sürüyü bekleyen çoban gibi uyanıktı. Birdenbire bir korkunç filin geldiğini gördü. Fil önce kendisine yaklaştı, ağzını kokladı, ağzından filin yavrusunun kokusu gelmiyordu. Birkaç kere etrafında döndü, dolaştı, sonra gitti. Böylece o kocaman korkunç fil ona zarar vermemişti.

O kocaman fil uyuyanların ağzını ayrı ayrı kokladı. Onların ağızlarından yavrusunun kokusu geliyordu. Çünkü onlar filin yavrusunu kızartıp yemişlerdi. Fil hemen onları paralayıp, öldürdü. Yavrusunun intikamını almak için her birini havaya kaldırıp yerden yere vurdu.

Mevlâna diyor ki:

“Ey rüşvet yiyen kişi! Sen fil yavrusunu yiyorsun. Sonra onun annesi senin kökünü kazır. “