Çalışmadan Rızık İsteyen Fakirin Duası

Davud aleyhisselamın peygamberlik ve hükümdarlık zamanında fakir bir adam, çalışmadan, zahmetsizce helal rızık bulması için uzun uzun Allah'a dualar etmişti. Sonra birgün bakar ki kapısında bir sığır duruyor. Hemen o sığırı Allah gönderdi diye kesti.

Sığır sahibi sığırını her yerde aramaya başladı. Sonunda sığırının bu fakir adamın evine geldiğini ve kesildiğini öğrenince çok kızdı. Fakir adamın evine geldi ya malını geri vermesini ya da bedelini ödemesini istedi.

Sığır sahibi:

- Ey zalim! Benim sığırımı haksız yere niçin kestin, cevap ver, dedi.

Fakir adam:

- Ben Allah'a dua ediyor, O'ndan zahmetsiz rızık göndermesini istiyordum. Sığır da geldi. Ben de rızkım olduğu için onu kestim. İşte sana cevabım.

Sığır sahibi bu cevap üzerine daha da hiddetlendi. Fakir adamın yakasından tuttu ve sabredemeyerek yüzüne birkaç yumruk vurdu.

- Ey zalim ve hilekar adam! Dua ettim rızık ayağıma geldi diyerek beni aldatmaya çalıştın. Sığırımı kestin.

Fakir adam:

- Hayır! Ben seni aldatmaya çalışmadım. Ben Allah'a çok yalvarıp yakardım. O yalvarışlarımda çok zahmet çektim. Duamın kabul olunduğunu yakinen biliyorum.

Sığır sahibi:

- Ey ahali! Toplanın da şu adamın saçmalıklarını dinleyin. Allah rızası için söyleyin, dua benim malımı nasıl olur da onun eder?

Eğer buna imkan olsaydı, bütün alem dua eder, kin ve garazla birbirlerinin mallarını gasbederlerdi.

Dua ile ele birşey geçseydi, kör dilenciler, muhteşem ve muazzam birer bey olurlardı. Çünkü en çok duayı onlar eder.

Halk:

- Sığır sahibi doğru söylüyor. Ettiği dualarla rızık elde ettiğini söyleyen ise haksızdır.

Dua ile nasıl mal ve mülk sahibi olunabilir? Bu hangi kitapta yazar? Ya sığırı geri verir, yahut hapsi boylar, dediler.

Fakir adam çaresizlikle:

- Ya Rabbi! Sana dua edişimi ve senin de kabul etmeni senden başka kimse bilmez. O duayı kalbime sen ilham ettin ve bende ümit uyandırdın.

Ya Rabbi! Bu adam bana kötülük isnad ediyor. Bana”kör dilenci” diyor. Kör dilenci, cahilliği dolayısıyle halkın bir şey vermesini umar. Ben ise yalnız senden istedim. Çünkü her zor, senin lütfunla kolaylaşır” diye dua etmeye başladı.

Sığır sahibi:

- Hey! Yüzünü semaya çevirmiş, Allah'a yakınlıktan bahsediyorsun. Sen kim, Allah'a yakın olmak kim? Sen kul hakkı yemiş bir insansın.

Bu olay şehirde konuşulmaya, fakir adamla alay edilmeye başlanmıştı. Fakir adam secdeye kapandı:

- Ya Rabbi! Bu kulunu rezil etme. Eğer kötü bir kul isem de sırrımı meydana çıkarma. Biliyorsun uzun geceler boyu sana yalvardım, yakardım. Evet, halk bu halime gülüyor ama senin yanında uyanık kalmam ve gözyaşı dökmem çok kıymetlidir.” diye dua etti.

Sığır sahibi, fakir adamın yakasından tuttuğu gibi Da-vud Peygamberin huzuruna getirdi.

Davut Peygamber:

- Ne var, ne oldu? Anlatın bakalım, dedi. Sığır sahibi:

- Ey Allah'ın Peygamberi! Adalet isterim. Benim sığırım bunun evine gitmiş. Bu adam da tutmuş onu kesmiş. Sorun bakalım, niçin sığırımı kesmiş?,

Davud Aleyhisselam fakir adama:

- Söyle bakalım sen bu adamın malını niçin kestin? Dikkat et, saçmalama! Delil getir ki, bu dava doğru çözülsün.

Fakir adam:

- Ey Adaletli Davud! Ben yedi senedir gece gündüz dua ediyor, Allah'tan helal ve zahmetsiz rızık istiyorum. Benim bu isteğimi herkes biliyor. Bu dualardan sonra ansızın eve bir sığır geldi. Rızık için değil, duamın kabul olunduğu sevinciyle kendimi kaybettim. Gaybı bilen Allahü Teâlâ duamı işitti ve kabul etti diye şükür olarak o sığırı kestim.

Davud Aleyhisselam:

- Bırak bu sözleri de, bu davada kanuni delil olacak bir delil göster. Delil olmadan ben nasıl hüküm verebilirim? Sığırı sana biri mi bağışladı, satın mı aldın, yoksa miras olarak mı kaldı?

Ne ekersen onu biçersin. Ekmeyince mahsul senin olmaz. Lafı uzatma! Sığır sahibinin malının bedelini ver.

Fakir adam:

- Ey büyük peygamber! Sen de zulüm sahibi erinin dediğini mi söylüyorsun? dedi ve Cenab-ı Allah'a secdeye kapandı:

- Ey benim kalbimdeki ateşi bilen Allah, o ateşi Davud'un kalbine de duyur. Doğruyu ona da göster, dedi ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Davud Peygamber, sığır sahibine:

- Ey sığır sahibi! Bugün bana izin ver, ben mescide gidip namaz kılayım ve bu hali sırları bilen Cenabı Allah'tan sorayım.

Hz. Davud mescide gitti. Orada namaz kıldı ve dua etti. Cenabı Allah'da onun dualarını kabul etti. Zalimin ve mazlumun kim olduğunu bildirdi.

Ertesi gün mahkeme Davud peygamber başkanlığında tekrar kuruldu. Önceki sözler ve savunmalar tekrar edildi.

Davud peygamber sığır sahibine:

- Kötü sözü bırakta sığırını bu fakir müslümana helal et. Bu iş bitsin, dedi.

Sığır sahibi:

- Yazıklar olsun sana ey Davud! Adaletinin şöhreti bütün cihana yayılmışken vereceğin karar bu muydu?

Ey müslümanlar gelin görün, Davud'un verdiği hükmün yanlışlığına bakın, diye feryad etmeye, kalabalığı Davud'a karşı kışkırtmaya başladı.

Davud Aleyhisselam adamın bu haline baktı, baktı...

- Ey inatçı adam! Sadece sığırı değil, ne kadar malın varsa hepsini bu adama bağışla.

Şayet vermezsen işin sarpa saracak. Çabuk, malını ona ver ki zulmün meydana çıkmasın.

Sığır sahibi Hz. Davud'un bu hükmünü duyunca feryadını bağırmasını iyice artırdı. Davud aleyhisselama çok kötü sözlerde bulundu, ağzını iyice bozdu.

Davud Peygamber:

- Ey zavallı adam! Sen böyle yapmakla aslında kendine acımıyorsun. Zulmün yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Aslında haksız iken haklı olduğunu iddia ediyorsun.

Haydi git ki çocukların ve karın da onun kölesi ve cariyesi oldu. Fazla konuşma, dedi.

Sığır sahibi her hükmün bir öncekinden daha beter olduğunu görüyor, ne yapacağını bilemiyordu.

Olaya şahid olan halkın bu hükümlerin neden değiştiğini aklı almıyordu. Bundan dolayı Davud aleyhisselamı kınamaya başladılar.

Bir kısım halk Davud aleyhisselama bu işin aslını sordu: “Neden sebepsiz yere ve haklı olduğu halde sığır sahibine zulmettin” dediler.

Davud peygamber:

- Arkadaşlar! O gizli sırrın açıklama zamanı artık geldi. Hepiniz kalkınız, şehir dışına gidelim de o gizli sırrı size de bildireyim.

Şehrin dışında filan ovada büyük bir ağaç vardır. Dalları çoktur ve ziyade eğilmiştir. O ağacın gölgesi geniş ve kökü sağlamdır. Onun dibinden bana kan kokusu geliyor. O güzel ağacın dibinde kan dökülmüştür. Bu sığır sahibi olduğunu söyleyen adam, orada efendisini öldürmüştür. Allah'ın hilmi şimdiye kadar o cinayeti örtmüştü. Fakat bu nankör nimeti inkar etti. Sahibini öldürdüğü gibi, hile ile onun bütün malını elde etti. Bununla da yetinmedi efendisinin ailesini ve çocuklarını korumadı. Onları aç ve sefil bıraktı. Şimdi bu fakir adam o efendinin oğludur ve hakkını elbette alacaktır.

Sen adalet ve kanun istiyordun. İşte sana adalet. Eğer hakkını helal et dediğimde dediğimi yapsaydın bir sığırla kurtulacaktın. Bunca günahın da ortaya çıkmayacaktı.

Ağacın altına varınca, Davud peygamber bilinen o gür sesiyle halkın duyacağı şekilde sığır sahibi olduğunu söyleyen adama:

- Efendini zulüm ile inleterek bu ağacın altında öldürmüştün. Burada o sana ”aman yapma” diye yalvarmıştı. Sonra çukur kazıp başını gövdesinden ayırdığın efendini ve öldürdüğün bıçağı bu çukura gömmüştün, dedi.

Davud peygamber yanındakilere:

- Çabuk burayı kazın, diye emir verdi.

Kazıldığında efendisinin başı, suç aleti bıçakla birlikte ortaya çıktı. Halk bu olaya şaştı kaldı. Davud'a inanmadıkları için pişman olup, özür dilediler:

- Ey Allah'ın kendisine yardım ettiği Davud! Sen savaşlar için zırh yaparken demir elinde yumuşuyor. Dağlar seninle birlikte Zebur okuyor. Senin bu olaydaki sözlerinle ve adaletinle dünya yeniden dirildi. Bu mucizen ile insanlar yeniden Allah'a kul oldular.