Eli Kesik Şeyhin Kerameti

Dağlarda insanlardan uzak yaşayan bir derviş vardı. Allah'a aşık olmuştu. Dervişin bulunduğu dağda ağaç ve meyveler vardı. En fazla da dağ armudu vardı. Bir gün ”Ya Rabbi, sana yemin olsun ki bu meyvelerden rüzgarın düşürdüklerinden başka, ağaçtan bir tek meyve koparıp yemeyeceğim.”

Bir müddet bu sözünü tuttu. Bir gün rüzgar armut düşürmedi. Zavallı dervişin açlık ateşinden tahammülü kalmadı. Bir dalın ucunda birkaç armut gördü. Fakat sabrederek elini geri çekti. O sırada esen rüzgar dalı dervişe yaklaştırdı. Derviş daha fazla dayanamadı ve armudu dalından kopardı, yedi. Böylece Allah'a verdiği yemini bozmuş oldu.

Dervişin biraz ilerisinde yirmiden fazla hırsız toplanmış çaldıklarını aralarında paylaşıyorlardı. Hırsızları gören biri bekçiye haber verdi. Bekçilerler biraz sonra geldiler ve adamları yakaladılar. Etrafta başka bir hırsız var mı diye ararken dervişi de gördüler. Onu da yakaladılar. Hırsızlar mahkeme edildikten sonra ellerinin kesilmesine karar verildi. Diğerleriyle birlikte onun da eli kesildi. Dervişi tanıyan yüksek mevkili bir süvari atına binmiş olarak geldi ve el kesen cellada:

- Ey köpek, sen ne yaptın? Bu Allah'ın sevgili bir kuludur. Sen neden onun elini kestin? diye kızdı.

Cellat hemen bekçiye gitti, durumu anlattı. Bekçi de üzüntüyle koşarak geldi. ”Allah şahidimdir ki bilemedim.” diye özür diledi ve:

- Ey kerem sahibi şeyh! Hakkını bana helal et, dedi.

Şeyh:

- Ben bu cezanın sebebini biliyorum. Ben Allah'a verdiğim sözde durmadım. Allah da benim elimi kestirdi. Hakkımı sana helal ettim. Sen, beni bilmediğin için, bu işte bir suçun yoktur. Ben boğazımın cezasını çekiyorum, dedi.

Boğaz hırsından yani, ağaçtan armut koparmayacağına yemin ettiği halde ağaçtan armut koparmış olduğu için eli kesilince, halk onu şeyh-i akta (eli kesik şeyh) diye anmaya başladı.

Eli kesik şeyh kamıştan ve ottan yapılmış bir kulübede yaşıyordu. Birden kapı çalınmadan, izin istemeden bir ziyaretçi içeri girdi. O sırada eli kesik şeyh iki eliyle zembil (hasır sepet) örüyordu.

Eli kesik şeyh kendisini iki eliyle zembil örerken gören adama çıkıştı:

- Neden izin istemeden içeri girdin, neden acele ettin? dedi.

Ziyaretçi:

- Muhabbetimden, sevgimden ve fazla arzumdan' efendim, dedi.

Ziyaretçinin ihlası, samimiyeti ve edebi üzerine şeyh tebessüm etti.

- Sakın benim iki el ile zembil ördüğümü kimseye söyleme. Bu sırrı gizle. Ben ölünceye kadar bu sırrı dosta da düşmana da söyleme, dedi.

Daha sonra başka insanlar da kulübenin penceresinden şeyhin iki el ile zembil ördüğünü gördüler.

Şeyh:

- Ya Rabbi! Bu işin hikmetini sen bilirsin. Ben gizlemeye çalışıyorum. Sen meydana çıkardın, dedi.

Cenabı Haktan ona ilham geldi. Senin elinin kesilmesini bazıları”galiba şeyh mürai, riyakar idi ki Allah onu insanlara karşı rezil etti, eli kesildi.” diyorlardı. Ben onların yanılgıya düşüp kötü zanda bulunmasını istemedim. Onun için iş gördüğün vakit, keramet olarak sana bir el verdiğimizi meydana çıkardım. Senin hakkında kötü zanna kapılan zavallılar böylece huzurumdan kovulmasınlar, günaha girmesinler istedim.

Ben sana evvelce bu hadise olmadan önce de kerametler ve teselliler vermiştim ki sen keramet düşünmüyordun.

Ben sana bu kerameti senin için değil, sana kötü zanda bulunanlar için verdim. Onlar doğru yoldan ayrılmasınlar istedim. Görsünler de inansınlar, senin hakkında kötü düşünmesinler.” diye.