Üç Balığın Akibeti

Bir gölde üç tane büyük balık kendince yaşayıp gidiyordu. Güzel günler geçiriyorlardı. Aralarında oyunlar oynuyorlardı.

Bir gün, birkaç balıkçı gölün yanından geçerken birbirleriyle oynayan balıkları gördüler. Böylesine büyük balıklar görülür de hiç boş durulur mu? Hemen balıkları yakalamak için ağ getirmeye koştular. Balıklar, balıkçıların telaşından ne yapmak istediğini hemen anladılar.

İçlerinden en akıllı olanı kendi kendine düşündü: “Şimdi ben bu arkadaşlarıma durumu anlatsam, göle sevgilerinden dolayı gölü bırakmak istemeyecek, benim isteğimi kıracaklar. Fikrimi değiştirebilirler. En iyisi ben bu arkadaşlarla istişare etmeden, danışmadan hemen yola koyulayım da balıkçıların eline düşmekten kurtulayım” dedi. Hemen düşüncesini uygulamaya koydu. Arkadaşlarına bir şey demeden buralardan uzaklaştı gitti...

Akıllı balık gölden uzaklaşıp denizin yolunu tuttu. Elbette gölde oynamak, denize yolculuktan daha kolaydı ama, o emniyet ve afiyeti seçti ve balıkçılara yakalanmaktan kurtuldu.

Balıkçılar ağı getirdiler. Ağları görünce, yarı akıllı balığın aklı başına geldi. Kendi kendine derin bir âh çekti ve: “Eyvah, ben ne yaptım? Nasıl oldu da akıllı arkadaşıma yoldaşlık etmedim. Arkadaşım acelece, bir şey demeye fırsat bulamadan gitti ama benim de onun arkasından gitmem gerekti.” diye üzüldü. Geçmişe hasret çekmek hatâdır. Gitmiş olan geri gelmez. O, denize gitti ve balıkçılardan kurtuldu. Ben de öyle akıllı ve iyi bir dostu kaybettim

Fakat şimdi onu düşünmeyi bırakayım da hemen kendime bir çare bulayım.

En iyisi kendimi ölü balık gibi göstermeliyim. Karnımı yukarıya, sırtımı aşağıya çevireyim. Çer-çöp gibi, ölü gibi durayım. ”Ölmeden önce ölmek, ölümden kurtuluştur, azaptan emin oluştur.”

Yarı akıllı balık dediği gibi ölü taklidi yaptı. Su onu aşağı yukarı götürdü.

Balıkçılar böyle kocaman bir balığın öldüğüne üzüldüler. Birisi onu kuyruğundan tuttuğu gibi yazık olmuş diyerek kıyıya fırlattı.

Balıkcağız ağdan kurtulduğuna sevindi ama onun yaşaması için su gerekti. Sürüne sürüne kendini gizlice suya bıraktı ve kurtuldu.

Üçüncü balık ise, arkadaşlarının bu telaşına hiç aldırış etmiyor, o güzel gölün keyfini çıkarıyordu. Yakalanmamak için hiçbir tedbir düşünmüyordu. O böyle keyifle yüzedursun, balıkçılar ağlarını göle attılar. Ağa yakalanan ahmak balık debelenmeye, kurtulmak için sağa sola sıçramaya başladı ama boşuna...

Balıkçılar bir balık yakalamanın sevinciyle hemen ağlarını çektiler. Güzel bir ateş yaktılar.

Ahmak balık, ateşin üzerinde yağlı tavanın içinde kızarırken şöyle diyordu:

- Eğer bu kızardığım tavadan kurtulursam, bir daha küçük gölcüklerde değil, denizlerde yaşayacağım.

Her işte arkadaşlarımla birlikte hareket edeceğim. Doğruyu gören arkadaşlarıma uymadım da rahatlığı tercih ettim.

Tehlike anında keyfimi değil, tedbirleri düşüneceğim. Balıkçıları ve ağları görmeme rağmen oyunumu düşündüm. Oyunum bozulmasın istedim ve başıma bunlar geldi.