Ümitsiz Hasta

Adamın biri çok şiddetli hastalandı, hemen onu doktora götürdüler.

Doktor hastanın hastalığını anlamak için nabzını ölçtü, muayene etti. Hastalığının hikâyesini dinledi. Anladı ki iyileşme ümidi hiç yoktu. Ölümü yakındı.

Doktor hastaya:

- Gönlün ne dilerse onu yap, perhize gerek yok. Rahatlayacağın günler yakındır, dedi.

- Hasta doktorun demek istediğini anlayamadı, doktorun sözlerinden memnun oldu. Doktora teşekkür ederek ayrıldı.

“Temiz hava alıp, ferahlayayım, düşüncesiyle ırmak kenarında gezintiye çıktı. Su kenarında bir dervişin elini yüzünü yıkadığını gördü. Dervişin kafası cascavlaktı. Hasta onun haline içinden güldü. İçinden dervişin çıplak kafasına bir tokat atmak geldi. Doktor içinden geleni yap dememiş miydi. Bunu yapmazsa içine dert olacaktı. Silleyi vurunca dervişin kafasından ”şırraaak” diye bir ses çıktı.

Derviş fena halde kızdı. Tam elini kaldırıp oda hasta adama tokat indirecekti ki adamın zayıf sıska halini görünce vazgeçti. Bir vursa düşüp ölebilirdi. Adamı yaka paça hakimin huzuruna getirdi.

- Hakim Bey! Bu adam, ortada hiçbir sebep yokken bana vurdu. Cezasını istiyorum, dedi. Hakim bir adama bir de dervişe baktı. Hastanın ayakta duramayacak kadar perişan halini görünce, acıdı.

Dervişe dönerek:

- Bırak yahu bu sözleri. Adam iskelete dönmüş. Bu artık ölü sayılır. Ben dirilere hükmederim, ölülere değil. Böyle bir ölüden nasıl kısas istersin. Vazgeç bu davadan... dedi.

Derviş:

- Benim hiçbir suç ve günahım yokken bana tokat atmasını revamı görüyorsun? Ben adalet isterim, Hakim Bey!..

Hakim; hasta adama döndü:

- Paran var mı?

Hasta:

- Sadece Altı altınım var.

Hakim:

- Peki, Üç altının sen de kalsın, üç altını da bu tokat attığın dervişe ver de bu iş bitsin. Hem o da yoksul, sebeplenmiş olur, dedi.

Hakim bu hükümleri bildirirken,hastanın gözü hakimin ensesine ilişti. Baktı ki onun ensesi dervişinkinden daha hoş. ”Nasıl olsa vurduğum sillenin cezası ucuz, deyip hakimin yanına yaklaştı. Kulağına bir şey söyleyecek gibi yaptı. Ensesine okkalı bir tokat indirdi.

Hakim neye uğradığını şaşırdı, öfkeyle ayağa kalktı. Hasta, hakimin bir şey söylemesine fırsat vermeden:

- Alın şu altı altını da aranızda bölüşün, ben de sizin dırdırınızdan uzak kalayım” dedi ve mahkemeden çıktı gitti.

Hakim kızınca derviş:

- Hakim bey! Kızmaya ne hakkın var. Şüphesiz senin hükmün adaletin kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi kardeşine nasıl hükmediyorsun? Benim için böyle kuyu kazarsan, bu kuyuya sen de düşersin, dedi. Hakim;

- Evet, hak acıdır ama sonuçdan ibret almak önemlidir. Ben de bu tokatı hakettim, dedi.