Mevlâna’da İdeal Müslüman Modeli Nasıldır?

Mevlâna, Müslümanlar arasındaki ayrılıkların kalkması, güzel bir ahlak üzere kaynaşılması fikrini büyük bir heyecan ve coşkuyla işler. Bazı güzelliklerin muhafazası ve yaşanması ancak toplulukla hareket edildiğinde mümkündür. Bu yüzden insanın insana hüsn-i zanla yaklaşması son derece önemlidir, velevki bu saflıkla karıştırılırsın. Mevlâna için Müslüman, Müslüman’ın aynasıdır, onda gördüğün eksiklik aslında sana ait bir eksiklik, onda gördüğün bir kusur aslında sana ait bir kusurdur. Baktığın aynayı eleştirmeden önce, kendinden başlayarak arınmak, doğrulmak gerekir. Aynaya bakarken, güzel olanı görmeye çalışmak asıl olmalıdır. Mevlâna Fihi Mafih’de bunu şu güzel ifadeler içinde anlatır.

“Eğer bir kimse başka biri hakkında iyi şeyler söylerse o hayır, iyilik kendisinin olur ve gerçekte kendisini övmüştür. Bunun benzeri şöyledir: Mesela bir kimse kendi evinin etrafına güller, fesleğenler dikse, her bakışında gül ve fesleğen görür ve kendisini her zaman cennetteymiş gibi hisseder. İnsanların iyiliğini söylemeye alışmış ve onların hayrıyla meşgul olan kimse, onun sevgilisi olur ve onu hatırlayınca sevdiğini yad etmiş olur. Bu gül ve güllüktür, ruh ve rahattır. Birinin kötülüğünü söyleyince, o kimse gözünde sevimsizleşir. Onu hatırlayıp da, hayali gözünün önüne gelince sanki, yılan yahut akrep ve yahut çer çöp görmüş gibi olur. Bunun için madem ki gece gündüz gül ve güllük ve İrem Bağları görebileceksin, o halde niçin dikenlerin ve yılanların bulunduğu bir yerde dolaşıyorsun? Bütün insanları sev ki, daima çiçekler ve gül bahçeleri içinde bulunasın”.