Mevlâna’nın Nasıl Bir Sosyal Hayatı Vardı?

Mevlâna Celaleddin Rûmî, gece ve gündüzlerini ibadet, zikir, dersler ve sema ile geçirirdi. Güzel yaz günlerinde O, Konya’yı güneybatıdan bir dizi tepeyle çevreleyen piknik için gölgeli güzel yerler bulunan bağlarına gitmeyi alışkanlık haline getirmişti. 315 Burada bir su değirmeninin sesi,dostlarıyla konuşması sırasında kendisin den bazı beyitler ilham olmuştur.

“Kalbimiz bir buğday tanesi gibi ve biz değirmen gibiyiz,
Değirmen taşı neden durmadan döndüğünü nerden bilsin
Taş derki;Evet su biliyor devranı
Fakat su derki;Hayır değirmenciye sor.
Suyu vadiye aşağıya indiren o der. “

Mevlâna yılda birkaç kez Ilgın’ın kaplıcalarını ziyaret ederdi. Mamafih başka seyahatler yapmaya zamanı yoktu. Selçuklu emirlerinden biri onu birçok kez Alanya ve Antalya’ya akdenizdeki hisarlara davet ederdi. Ne var ki, o daha çok Yunanlı’ların oturduğu Akdeniz’e pek az ilgi duyuyordu. O Konya’yı seviyordu. İşte bu yüzden bu şehir ve şehirlerin bahçelerle dolu çevresi onun şiirinde capcanlıdır. Biz onun eserlerinde onun sevilen yemeklerin de tanırız. Çocuklarla oyun oynadığını görürüz, pazarlarda tüccarlarla latifeli sohbetler ettiğini görürüz.