Mevlâna’nın Şaraptan Kastı Nedir?

Hazreti Mevlâna Mesnevi-i Şerifte ve diğer eserlerinde aşktan ve şaraptan bahseder, Hazreti Mevlâna’nın şarabı nasıl bir mana ile anlaşılabilir?

Mevlâna Mesnevi’de zaman zaman şaraptan bahseder, ama bu daha çok Dîvân-ı Kebir’de geçer. Mevlâna şiirlerini Farsça yazmıştır; Farsça’da da şarap, mey sözüyle ifade edilir, şarabın içildiği yere de meyhane denir. Şaraba bazı yerlerde bâde de denir. Bu ifadelere Hazreti Mevlâna’nın eserlerinde çok rastlanır. Bunlar gerçek manada bizim bildiğimiz üzüm suyundan yapılan ve içildiği zaman insanı sarhoş eden bir şarap değildir ve bundan daha önemlisi bu gelenek Hazreti Mevlâna ile de teessüs etmiş ve daha sonra da devam etmiş bir gelenek de değildir. Mevlâna’dan evvel bu ifadeler; Attar’da da var, Attar’dan evvel Senai’de de var. Zaten Mevlâna onların eseri ve onların peşinden gelmiştir. Tasavvuf edebiyatında şarabın şiirde kullanılması yaygındır.

Mevlâna bu geleneğe uyarak eserlerinde “şarap”ı sıkça kullanıyor. O halde insanı içince sarhoş eden şarap olmadığına göre şarap, İlâhi aşkın tezahürü olarak kullanılan bir simgedir, bir semboldür öbür şarapla alakası yoktur. Neden bu İlahi aşkın simgesi olarak kullanılıyor? İlahi aşka, genelde beşeri aşkta böyledir, tutulan insanlara ”aşk sarhoşu” denir, yani aşk halinde ne yaptığını bilmez, aşık yani ileri derecede sevgi halindeki insana deli denir. Bu insan ne yaptığını bilmez hareketler içindedir. Bir misal verirsek Mecnun adıyla mağrur Kays’a Mecnun isminin takılmasının sebebi, aşkın kendinden geçirmesinin tezahürü olarak yaptığı birtakım hareketler sebebiyledir. Bir başka sıfat olarak Dîvane lafzı da kullanılır mesela Dîvane Mehmet Çelebi gibi. Onlar gerçekte deli olan insanlar değil ama Allah Âşık’ı, Allah delisi diyebileceğimiz insanlardır. Bu şiirde sembolleri kullanmak esastır, yani sembolleri kullanmadan düşünmek, düşünceyi izah etmek kolay kolay mümkün olmuyor. Bu metaforlar, mecaz dediğimiz şeyler, teşbih dediğimiz simgeler tasavvuf’ta çok önemlidir, bunu vasıta yaparak İlâhi aşkın önemini anlatıyorlar.

Aşkı somut bir kavramla insanlara daha anlaşılır hale getirmek için şiirde Şarap, meyhane gibi sembolik kavramlar kullanılmıştır. Şimdi neden nesirde kullanılmıyor da şiirde kullanılıyor? Denilebilir. Nesirde insan herhangi bir yazı yazarken his ve heyecana kapılarak galeyan halinde yazmaz, nesir yazısı temkinli bir zamanda şuur halinde ve insanın tüm melekeleri dengeli iken yazılır. Böyle şeyleri söyleme imkanı olmaz, ama böyle şeylerin çoğu coşku halinde söylenen şeylerdir. Bu sadece Hazreti Mevlâna zamanında yapılmış bir şey değildir, Yunus Emre’de, Şeyh Galip’te, Eşrefoğlu Rûmi’de, Niyazi Mısrî’de ve bir çok tasavvuf şairinde vardır. Özellikle İran şairlerinde bu çok vardır.