Mevlâna Reenkarnasyon için ne demiştir?

Yahudilikte ve Hind kültüründe ruhun bir başka bedene göçetmesi (reenkarnasyon) inancı mevcuttur. Bazı kesimler Mevlâna'nın tenasüh'e inandığını savunmaktalar. Kamil bir imana sahip Mevlâna'nın İslam esaslarına ters düşen bir hususa inanması, benimsemesi asla düşünülemez. Böyle bir hususta büyük İslam alimi, arifi ve aşığı olan, tasavvufun piri Hz. Mevlâna'yı tenzih ederiz.
Vahdet-i vücud ve Vahdet-i sühud ilkelerine içtenlikle inanıp, ilahi aşk mertebesine ulaşan Mevlâna can ve beden ilişkisini, Ruh konusunu Kur'an ve Sünnet çerçevesinde algılar. Ruhun, başka bir bedene transfer olması düşüncesini (Devriyye) yerden yere vurur.

"Bizim bedenlerimiz birer evdir. Ruhlarımız da o evlerde birer konuk.

Ey Allah'ım biz yokuz. Bedenlerimiz de, canlarımız da senin gölgenden ibarettir.

Aslında tenlerimizde misafir olan canlarımızın canı da sensin. "

Mevlâna, insanın maddi evlerini anlatır, ruhsal intikalin olamayacağına işaret eder. Çünkü Mevlâna tam islami yolda, Muhammedi inançta olan bütün islam velileri gibi tenasüh (reerkarnasyon) ü şiddetle reddetmektedir. Zira tenasüh inancı, ahiret alemini inkar etmektir ki, bu da İslam akidelerine aykırıdır.

Reerkarnasyona inananlar, ruhların ancak bedenlerle yaşayacağını ve bedensiz ruhun yaşayamayacağını savundukları için, ruhun sonsuzluğunu inkar ederler. Bu konuda Mevlâna:

"Sen bedensiz bir bedene sahipsin. O halde bedenden canın çıkmasından korkma. " diyor.

Yani senin gerçek varlığın bu bedenden ibaret değildir. Bu bedenin ötesindedir.

Tenasühçüler, ruhun vatanı olmadığına inanırlar. Oysaki İslam itikadı Bezm-i Elest ve Berzah aleminin ruhların vatanı olduğunu vurgular.

"Ey ruhumuzun ruhu, biz kim oluyoruz ki, sana karşı biziz diye ortaya çıkalım?"

Bizler birer yoktan ibaretiz, bizim varlığımız da yok. Faniyi varmış gibi gösteren gerçek varlık senden ibarettir. "

Ölümden sonra dirilişe iman eden bir anlayış asla tenasühe meyledebilir mi?.. Ölümü sevgiliye kavuşma sevinciyle özdeşleştiren Mevlâna ruhun başka bir beden de transferini şu beytiyle reddetmektedir.

"Eğer can, bu beden olmaksızın yaşamayı dilemeseydi;"Sizin rızkınız gök yüzündedir. " (Zariyat/22) diye Hak tarafından vaadedilen manevi nimetler kime nasib olacaktır. 302

Ruh çeşitli bedenlerde yaşasaydı, mahşer günü hesaba çıkacağında hangi bedene girecek? Kimin bedeniyle Rabbinin huzuruna çıkacak? Sarrafın ruhu nasıl olur da, çobanın ruhuna girebilir?Mevlana,ruhun dünyaya tekraren gelişini kabul etmez.Günümüzde bu tip tartışmaların yersizliği için Mesnevi'deki açıklamalara bakmak yeterlidir.