Mevlana vefat ettiğinde babası kabrinden saygı adına ayağa kalktı mı?

Mevlâna Türbesindeki, babası Baheeddin Veled’in sandukası eğimi ile dikkate çeker. Halk arasındaki yaygın kanaat şudur: Mevlâna vefatından sonra defnedilirken babasının oğluna saygı ve hürmeten kabrinden kalkmaya çalıştığıdır.

İlmî ve itikadî açıdan bu rivayetin doğruluk derecesi nedir? Olayın kaynağı nedir? Hangi rivayetin mahiyeti değiştirilmiş, bu şekle getirilmiştir?

Bu konu ile ilgili rivayetlerin sayısı çoktur. Ancak biz bu rivayetlerden daha yaygın olan sadece üçünü aktarıp sorumuza cevap bulacağız.

1. Rivayet şöyledir: Mevlâna, babası Baheeddin Veled ile Belh’ten Konya’ya hicret yolculuğu esnasında Nişabur′da Şeyh Attar ile karşılaşırlar. Hep birlikte olurlar. Şeyh Attar Mevlâna’nın olgunluğunu görür ve ona Esrâr- nâme adlı eserini hediye eder ve babasına da: “Çok geçmeyecek, bu senin oğlun alemin yüreği yanıklarının yüreklerine ateşler salacaktır” der.

2. Rivayet göre ise, Mevlâna ve babası birlikte Hac farizası dönüşü Şam’a uğrarlar. Burada Muhyiddin İbnü’l Arabi ile görüşürler. İbnü’l Arabi, babasının arkasında yürüyerek giden Mevlâna’ya bakarak: “Sübhanallah!. Bir okyanus bir denizin arkasında gidiyor!..“ der.
3. Rivayet şöyledir: Bir gün Sultanü’l Ûlema oğlu Mevlâna’dan şöyle bahseder: “Biz arkamızda öyle bir yiğit bırakıyoruz ki, ona güneş, ay ve yıldızlar secde eder, ölür kıyam ederler.”

İşte bu ve benzeri rivayetler, Mevlâna için yapılan yüksek ahşap sandukanın, Mevlâna’nın babasının kabri üzerine nakledilmesinden sonra, yeni görünümü ile ilişkilendirilerek; ”Mevlâna defin için mezara getirildiğinde, babası onun ilmine hürmeten ayağa kalkmış ve ona baş ucunda yer vermiştir. “ şeklini almıştır. Ruhi kalkış olur mu? Olursa kimler tarafından görülebilir?...
Kur’an-ı Kerîm’de bulunan ruhla ilgili elliden fazla ayetin tefsirine baktık fakat konu ile bağlantı kurulacak bir mesaj bulamadık. Bu konu ile ilgili bir hadis de şöyle buyurulmaktadır:

“Ölülerinize iyilik ediniz. Yani onlar için sadaka, hayır ve hasenat ediniz. Müslümanların ruhları her Cuma gecesi semadan dünyaya gelir. Evlerin damı ve kapılarında durur. Akrabaya ev halkına seslenir. Benim için birşeyler bağışlayın dün ben de sizin gibiydim, der. “
Ruhların dünyayı ziyareti, hareket halinde oluşlarına bu hadis-i şerif işaret ediyor. O halde ruhi kalkış da olabilir. Burada esas konu ruhi kalkış olmuşsa görülebilir mi? Görülebilirse kimler görebilirler?

İnancımıza göre Allah’ın veli kulları böyle bir kalkışı görebilirler. Ancak gördüklerini naklederler mi? Sonuç itibariyle ölünün dünyada bedensel (maddî) kalkışı yoktur. Ruhsal kalkış olabilir. Bu kalkışı da her göz göremez, gören (veli) gözlerde gördüklerini sırrı ilahinin hikmetini temaşa ile asla anlatamazlar.

Bize düşen, Mevlâna’nı ve babası Sultanü’l-Ulemâ’nın Allah eri birer veli olduklarına inanmak ve yaşantımızda öyle bir baba- evlat modelini uygulamaktır.