Mecalis-i Seb’a

Hamlık döneminin eseridir. Mevlâna'nın kaydedilen ilk eseridir.

Bu eserde Mevlâna, hitap ettiği toplulukla çok sıcak bir diyalog içindedir. Daha o günlerde insan psikolojisini çok iyi tahlil ettiği, en zor konuları bile her insanın anlayabileceği bir ustalıkla anlattığı görülür. Sorduğu sorular, verdiği örneklerle toplulukta bir beyin fırtınası estirmekte, dinleyiciyi sarsmaktadır. Bir topluluğa, kalabalığa değil de, tek bir insana hitap ediyor yahut tek başına konuşuyor gibi doğal ve samimidir. Öyle ki, her insan bir dostuyla baş başa sohbet ediyormuş duygusu yaşamakta, bu duyguyla mest olmaktadır.

Mevlâna'nın, Mecalis-i Seb'a'daki konuşmalarının özünü ayetler ve hadisler oluşturur. 159 Ayetleri ve hadisleri yavanlıktan uzak, şiirsel bir dille, devrin zengin kültürel kaynaklarından besleyerek yorumlar. Hem Fars, hem Arap, hem Türk, hem de Bizans kültürleriyle zenginleşmiş büyük bir dağarcık eserine yayılır. Mecalis-i Seb'a'da da bunun örneklerine rastlıyoruz.

Mecalis-i Seb'a her ne kadar konuşmaları içeren bir nesir kitabıysa da, içerisinde nesrin ifadeye yetmeyip şiirin devreye girdiği bölümler vardır.

Büyük mütefekkir, büyük şair Sezai Karakoç şöyle der: "Mecalis-i Seb'a, Mevlâna külliyatı ve düşüncelerinin bir fihristi, bir özeti, bir fragmanlar demetidir."