10.Derece Hürriyet

Hürriyet, insanı dünyaya bağlayan herşeyden nefsi kurtarmak âzâd etmek demektir. Hz. Mevlânâ bu hususta şöyle buyurmuşlardır:

Ey oğul! Bağı çöz; âzâd ol.

Ne zamana kadar gümüş, altın esiri olacaksın?

Bu halkın her birisi birşeylerin kulu olmuştur ve onu kendine put edinmiştir. Kimisi dünyanın esiri, kimisi şehvetin esiri, kimisi nefsinin ve gururunun esiri, kimisi ise şöhretin esiri olmuştur. Onun için Hz. Peygamber(sav) bu sıfattaki insanlara beddua ederek şöyle buyurmuştur: "Dünyanın esiri olan helak oldu, dirhemin esiri olan helak oldu, midesinin esiri olan helak oldu, kadının esiri olan helak oldu." işte sâlike lazım olan, bütün bu kötü hasletlerden salim olmasıdır.

Cüneyd hazretlerine şöyle soruldu: "Kul ne zaman Allah'ın rızası doğrultusunda kul olabilir?" Cüneyd hazretleri cevap verdi: "Hür olduğu zaman. Gerçek hürriyet, Allah'a kul olmakla mümkündür."

Hakk'a kullukla şâd olan o gönül iki dünyanın gamı,

kederinden de kurtulur.

Şeyh hazretleri Fütuhatında şöyle buyuruyorlar: "Hürriyet, Allah'tan başka eşyanın bağlantısından kurtulup, yalnız ve yalnız Allah'a kul olmaktır. Ve mâsivâullahdan hür olmaktır. Allah'tan başkasını Rab edinmemektir. Bu sayede dirhem ve dinara esir olmaktan kurtulmaktır. Bununla beraber, benlikten ve nefse ait hürriyet esiri olmaktan kurtulmaktır. Nitekim bu mevzua münasip olarak Hz. Beyâzıd'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Adamın birisi ona sordu: Senin hürriyetin nedir? O da cevaben; "benlikten kurtulmaktır" dedi. Bunun üzerin adam; Allah senin himârını (merkebini) öldürdü ki, sen onun kulu olmayasın. Ve bilakis Allah'ın kulu olasın" dedi.

Sen beden lezzetine kapılıp onun esiri olmuşsun

Senin gönül âleminde hiç bir hayat hazır değil