3.Derece Ümit (Reca)

Recâ (ümit) ariflerin en zayıf menzilleri ve taliplerin en güzel mertebelerindendir. Taliplerin ittihâz etmesi gereken güzel bir sıfattır. Ancak recâ yani ümit etmek, bir yönüyle Allah'ın iradesine ters düşmek mânâsına yorulmuştur. Şöyle ki Allah (cc) bütün eşyanın mâlikidir. Bir mâlike yakışan ise; mülkünde istediği gibi tasarrufta bulunabilmesidir. Bir kulun ümit ettiği mevzuda recâya sarılması bir yönüyle Allah'ın iradesine muarız olmaktır. Meselâ; Allah'ın takdir ettiğinin aksine; "şöyle olmasaydı da, böyle olsaydı" kabilinden isteklerde bulunması, bir mânâda Allah'ın iradesine itiraz etmek ve serzenişte bulunmaktır. Böylece kul kendi isteğini, Allah'ın isteği üzere tercih etmiştir. Asıl kula layık olan ise; mâlikin takdir ettiği emrine teslim olmasıdır. Ve iradesini Allah'ın iradesi istikametinde yapmasıdır.

Ben sana ulaşmak isterken,

Sen beni terk ediyorsun.

Öyleyse Rabbim sen isterken,

Ben muradımı terkediyorum.

diyen, azizlerin mertebesini bulur. Recâ edenin mertebesinin zayıf olmasının sebebi, ümit ettiği şeyin, Rabbin murad ettiği şeyden daha evlâ olduğunu zannetmesidir. Arif olanlar ise, Hakk'ın irâdesi ve isteği karşısında sükût eder ve ondan gelen herşeye razı olurlar. Ancak rec'a; kokunun hararetini (dozunu) ve ümitsizliğe ait ateşi söndürmede ve ayarlamada çok mühim ve faydalıdır. Eğer korku, ümit tarafına galip gelirse, ye's kendisinden izâle olur ve tehlike olmaktan çıkar. Nitekim âyet-i kerimede; "...Allah'ın merhametinden ümidinizi kesmeyiniz. Çünkü Allah'ın merhametinden ancak kafir bir millet ümidini keser." (Yusuf, 87) belirtildiği gibi, Allah'ın rahmetinden ümidini kesen ancak ve ancak kafirlerdir.

Şayet ümit tarafı, korku tarafına ağır basarsa o zaman kişi "Yoksa onlar Allah'ın kendilerini ansızın yakalayıvermesinden emin mi oldular? Allah'ın ansızın yakalamasından ancak hüsrana uğramış bir kavim emin olabilir." (A'raf 99) Âyet-i kerimesine muhatab olur. Kula yakışan, havf (korku) ve recâ (ümit) arasında bir denge kurup, kendisini bu şekil ayarlamasıdır. Recâ'nın bir diğer faydası da; ümit sayesinde kalblerin Allah'a yönelmekten sürür bulması, Hakk'a olan hüsn-ü zanla aşk ve şevkin muhafaza edilmesidir. Bu ibadetlerin istikrarlı yapılması yönünde de bir teşviktir . Şayet reca olmasa, kul yapmış olduğu ibadetlerinden soğur ve tembellesin Böylece kemale doğru ilerlemekten ve din-i mübîn-i islâmâ hadim olmaktan geri kalır. Netice olarak sâlike lazım olan, kendisine havf ve recâ'nın arasında bir menzile bulmasıdır. Bu onun üzerine vaciptir.