4.Derece Huşu

Allah u Teâlâ, âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor: "iman edenlerin Allah'ın zikrine ve indirilen Hakk'a karşı kalblerinin huşu içinde olması, daha önce kendilerine kitap verilip üzerlerinden uzun zaman geçince kalbleri katılaşan kimseler gibi olmamalarının zamanı gelmedi mi? Onlar doğru yoldan çıkarılmış kimselerdir." (Hadid, 16)

Huşu demek; kalbin yumuşaklığı ve nazikliği yanında, Allah'a karşı olan tevazuu ve inkiyâdı demektir. Mümin olan kimsenin, kalbi katı olması mevzuunda hiçbir "Bahanesi yoktur. Tevazu ve huşu müm'inin şiarıdır. Ve katı kalblilik mü'minlikte asla yoktur. Istılahi olarak huşu: Allah'ın büyüklüğü karşısında kulun korku ve muhabbetle onun merhametine sığınması halidir. Bu hale vasıl olan kimse, nefsanî ve şehvanî isteklerini izale etmelidir. Eshâb-ı tertîbe ve erbab-ı ibadete en lazım olan sıfat huşudur.

Allah u Teala bir âyet-i kerimede şöyle buyuruyor; "O gün bir kısım yüzler zelil ve perişandır. Uğraşmış, yorulmuşlardır". (Gaşiye 2-3) Huşu, tecelliyi ilahîden hasıl olan bir sıfattır. Ahirette bu sıfat bunlardan gidip bir ehline naklolunur. Yukarıdaki âyet buna işarettir. Huşu tecelliyi ilâhîden hasıl olan bir sıfattır ki; her neye tecelli ederse o şey Allah'a huşu duyar. Resûlullah efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: Allah neye tecellî ederse, o ona tevazu gösterir. Onun için Allah'tan en çok korkan âlimlerdir. Zira âyet-i kerimede "Muhakkak ki Allah'tan en çok korkan âlimlerdir" buyrulmaktadır.Ve Resûlullah efendimiz(sav) "Ben sizin Allah'ı en çok bileniniz ve ondan en çok korkanınızım" buyuruyorlar. Allah(cc) bir kalbe tecelli ettiğinde, o kalp Allah korkusu ve muhabbetiyle huşu içerisine girer, insanın kalbi bu huşûyu yaşadığı an, diğer vücut azalarında ona tabi olur. Ama bir kimsenin kalbi Allah'a karşı huşu duymuyorsa, sâir azaları da huşu duymaz. Nitekim Resûlullah efendimiz[savl namaz kıldığı esnada bir kimsenin sağa sola sallandığını görünce şöyle buyurdu: "Eğer bu adamın kalbi huşu duysaydı muhakkak ki azaları da huşu duyacaktı." Kısacası, zahir bâtının bir nevi aynasıdır.